Sweeney Todd


Ne zamandır şöyle kafamı iyice toplayıp karalayamadım buraya birşeyler. Ama artık birşeyler yazmanın vakti geldi sanırım.

Geçen hafta çok eğlenceli geçen İzmir buluşmasının ardından yazmak istiyordum aslında, ama ilham perim tatile çıkmış olacak ki bir türlü iki kelimeyi bir araya getirip karalayamadım buraya.

Herneyse, geç olsun güç olmasın demiş atalarımız... (HM: Demişler mi?)

Efendim, bugünkü konumuz Tim Börtın'ın yeni filmi, Sweeney Todd. Dün kanına girip kandırdığım Tanistlincan'la sabahtan buluşup (HM: Satış koyup gelmeyen Maelcan ve Aslıcan'a selamlar buradan. Onagacan, seni de çağırıcaktık ama kıyamadık sana... :P) Konak Pier'den aldık biletlerimizi 13:30 seansına. Baktık daha çok vaktimiz var, napalım ne edelim... Girdik Remzi Kitabevi'ne, orada dergilerden görevli olan adamı da OyunGezer'ci yaptık 2 dakikada... :P Sonra gezindik, kitaplara, mangalara falan bakındık, çıktık oradan da. Eee, daha vakit var hala, napacağız? Stüdyo Ümit'e bakalım, oradan da birşeyler yiyip filme gidelim. Tamam, süper. Gittik Stüdyo Ümit'e, bayağı bir muhabbet döndü zaten orada. Herhalde en son yaklaşık 4 yıl önce falan Begüm'le birlikte gitmiştim Stüdyo Ümit'e. (HM: Bu arada bugün doğumgünü onun da, buradan tekrar şeyedeyim, kutlu olsun doğum günün!!) Pek de birşey değişmemiş aslında 4 yılda... :P Bayağı bir vakit öldürdük orada. Sonra baktık karınlarımız guruldamaya başlamış, filme de az kalmış, hemen birşeyler yiyelim, oradan filme geçelim dedik. Bu arada bol bol Lost teorisi konuştuk, wormhole'lardı, Casimir Effect'ti falan derken kaşarlı dürüm dönerlerimizi afiyetle mideye indirip Konak Pier'e geri döndük.

Eveeet, hemen salonların olduğu yöne doğru yönelip 1 numaralı salona geçtik Tanistlincan ile birlikte. (HM: Onurcan, kalpli koltuklardan almamışız iyiki. :P) Oturduk, uzuuuuuun süren reklamların ardından iki fragman delisi olarak çıkan fragmanları "vay anasını" "ooo süper olucak bu ya" "kesin gitmek lazım..." nidalarıyla izledik. (HM: Ama hakikaten yahu... 10,000 B.C. olsun, Dark Knight olsun, The Eye olsun hepsinin fragmanları süperdi. Ayrıca The Eye'a sırf Jessica Alba için bile gidilir diye not düşeyim buradan. :P) Fragmanlar bitti ve nihayet eli usturalı berberimiz Johnny Depp, Benjamin Barker (HM: Sweeney Todd da olabilir tabi) olarak sahneye çıktı... Öncelikle şunu söyleyeyim, filmin müzikal olacağını bildiğimden biraz tereddütlüydüm acaba nasıl olacak diye. Ama şimdi filmi izlemiş bir halde şunu söyleyebilirim ki, Tim Burton, Johnny Depp, Helena Bonham Carter, Alan Rickman... Hepsi tek kelimeyle müthiş bir iş çıkartmışlar. (HM: Bu arada filmin kadrosunun yarısı Harry Potter filmlerinden araklama. Helena Bonham Carter Bellatrix'i oynamıştı son filmde, e Alan Rickman zaten direk Snape, bir de Kılkuyruk da vardı filmde zaten, birileri çıkıp "Flipendo! Wingardium Leviosa!" falan diyecek diye tırstım bir an.) Özellikle Johnny Depp yine kendini aşmış, bir kez daha hayran bıraktı kendine. Hele Mrs. Lawett'ın hayal kurduğu bölümdeki mimikleri Tanistlin ve beni gülmekten öldürdü. En iyi erkek oyuncu oscarını almazsa bu rol ile, akademiye sağlam küfredebilirim, o derece. İlk yarı bittiğinde tam "abi bunun neresi +18?" "eee daha kimseyi öldürmedi bu adam, 2. yarıda nasıl bağlayacaklar konuyu?" derken, 2. yarı tam anlamıyla söylediklerimizi yutturdu bize. Gayet soğukkanlı bir şekilde şarkı söyleyerek müşterilerini ustarayla biçen Johnny Depp'i görünce yutmamamıza imkan yoktu zaten. Ha, bu arada filmin Soundtrack'i de edinilesi soundtrack'lerden kesinlikle. Şarkılar olsun, müzikler olsun şahane olmuş şahane... (HM: Öve öve bitiremedin be sende... Kaç para aldın Tim Börtın'dan, söyle bakayım?)

Aslında daha söylemek istediğim çok şey var film hakkında. Ama iyice spoiler'ın dibine girip filmi izlemeyenlerden bolca küfür yemeyi göze alamadığım için kısa kessem daha iyi sanırım. (HM: Ahah, bu kısa kesmiş halin yani? Uzun halini düşünmek istemiyorum...)

Eğer hala gidip görmediyseniz, mutlaka gidin, görün. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmdi diyebilirim rahatlıkla. Kanlı sahneler eğer hassas iseniz rahatsız edebilir, ama gerekirse o sahnelerde gözünüzü kapatın falan, yine de gidin görün bu filmi. Yok, istemem ben, sevmem zaten müzikal, Tim Burton'a da kafam girsin zaten falan derseniz sizi şu koltuğa alayım ben... Korkmayın korkmayın, sadece traş edeceğim...

(HM: Bir daha berbere gitmem, etli-kıymalı börek falan da yemem ben bu filmden sonra artık...)


I will have vengenance.
I will have salvation.
Who sir, you sir?
No one in the chair, come on! Come on!
Sweeney's waiting. I want you bleeders.
You sir - anybody.
Gentlemen don't be shy!

Not one man, no, no ten men.
Not a hundred can assuage me -
I will have you!
And I will get him back even as he gloats
In the meantime I'll practice on dishonorable throats.
And my Lucy lies in ashes
And I'll never see my girl again.

But the work waits!
I'm alive at last!
And I'm full of joy!
Posted on 2/23/2008 09:01:00 PM by Monthius and filed under | 8 Comments »

8 yorum:

Glowel dedi ki... @ 24 Şubat 2008 Pazar 03:53

spoilerları döşedin dimi yazıda :(

Monthius dedi ki... @ 24 Şubat 2008 Pazar 10:29

Yok yahu, ne spoiler'ı, yok spoiler falan. Sırf sana özel olsa yazı döşerdim tabi de, öyle olmadığı için döşemedim. :P

Onaga dedi ki... @ 25 Şubat 2008 Pazartesi 04:43

Tanis çağırdı beni aslında filme ama nezleydim. O hâlde değil İzmir'e gelmek, dışarı bile çıkamazdım :D

Ayrıca 10,000 B.C.'yi hayvan gibi, dinozor gibi bekliyorum.

Sweeney Todd pek ilgimi çeken bir yapım değil açıkçası. Sevmiyorum vahşet içeren filmleri. Tamam, Tim Burton ve Johnny Depp, Edward Scissorhands'te beni kendilerine âşık etmişlerdi ama... Ne bileyim, bu aralar üzerimde genel bir üşengeçlik var. Geçince izlerim ve neden sinemada izlemedim ben bunu diye küfür ederim kesin :)

Monthius dedi ki... @ 25 Şubat 2008 Pazartesi 08:48

Geçmiş olsun Onagacan...

Valla müzikal sevmem diye bir önyargın yoksa kesinlikle pişman olur, çok fena da küfür edersin kendine, onu söyleyeyim. :P Ben yarın Ece-chan'la birlikte 2.ye gitmeyi düşünüyorum gayet de hatta. :P

Onaga dedi ki... @ 25 Şubat 2008 Pazartesi 09:20

Aksine müzikal severim :) Filme karşı tek ön yargım vahşet içermesi. O da pek kırılmayacak cinsten bir şey değil ama dediğim gibi, üşengeçlik diz boyu.

Monthius dedi ki... @ 25 Şubat 2008 Pazartesi 10:13

İlk yarı hiç vahşet yok zaten. İkinci yarıda da boğazı kesilen tipler var işte, pek bir vahşet yok (HM: Oha, yalana gel...) Üşengeçliği falan bırak, izle sen... :P

neoxolmis dedi ki... @ 25 Şubat 2008 Pazartesi 13:14

Hımm.

Kendime not: Monthius görüldüğü yerde kaçılacak... Hem filmi izlemediğim için hem de içine sweeney todd girdiği için.

Lynx lynx dedi ki... @ 28 Şubat 2008 Perşembe 19:28

buradan tüm sinemalara seslenmek istiyorum. +18 filmlere 17 yaşındakilerde birebilsin! ben hala izlemedim bunu pf :/