Welcome home...

Yine her yerim tutuldu yahu. Nefret ediyorum otobüste iki büklüm uyumak zorunda olmaktan... Üstelik güya bu sefer yolculuğu eğlenceli hale getirebilecek hazırlıklarımı da yapmıştım...

Yeni iPod'um vardı bir kere yanımda. Önce Lost'un 4. sezonunun o muhteşem 5. bölümünü tekrar izledim. Desmond kesinlikle müthiş bir karakter. Finalde Penny ile konuşmaları en taş kalpli adamın bile canını yakar herhalde, o kadar dokunaklıydı. Yenilerden Daniel Faraday da favorilerimden olmuş durumda şimdiden. Özellikle hafif sakar tavırları falan çok hoş. Eh, yenilerden favorim ve eskilerden favorimin birleştiği ve müthiş bir hikayenin anlatıldığı 5. bölümü daha 10 kere izlesem sıkılmam herhalde...

O bittikten sonra Bleach açtım. Ichimaru vs Hitsugaya... Kaptanlar arasında yine en sevdiğim karakterlerden biri Hitsugaya. Özellikle seslendiren kişinin FullMetal Alchemist'te de Ed'i seslendirdiğini düşününce yüzüme bir sırıtış yayılıyor. Filmindeydi sanırım, süper bir gönderme yapmıştı Hitsugaya Edward'a "KİME UFAKLIK DİYORSUN SEN?!" tadında Edward vari bir çıkış yaparak.

Her neyse... O da bittikten sonra zaten yorgun olduğum için biraz uyuyayım bari dedim. DS'i çıkartıp birşeyler oynasam mı diye de düşünmedim değil, ama yorgunluk baskın geldi. Açtım shuffle'ı, montumu cama yaslayıp yastık yaptım kafama, rasgele çalan şarkılar arasında uyumaya çalıştım.

Arada sürekli uyanıyorum tabi. Boynum falan, her yerim tutulmuş... Yanımda oturan adam güya İzmir de inecekti (binerken soruyorlar ya hani, "nerede ineceksiniz?" diye, oradan biliyorum) Susurluk'tan sonra bir daha görmedim adamı. Molaya kaptırıp otobüsü mü kaçırdı, naptıysa artık. Eh, bana yaradı tabi adamın yanımda olmaması... Biraz yayıldım iki koltuğa birden, ama yinede rahat edemedim bir türlü...

6-6buçuk gibiydi sanırım, nihayet indim otobüsten. Hava buz gibi... Garajdan eve kadar yol da pek yakın sayılmaz. Eh, para da kalmamış cebimde, taksiye falan da binemiyorum. Mecburen yürüdüm eve kadar o soğukta bir yandan müzik dinleyerek...

Yolda bir ara önüme simsiyah bir kedi fırladı, "Yoruichi-san?" dedim, bana baktı, sonra dönüp gitti. Halbuki ben onun bir anda dönüşüp Yoruichi olmasını beklemiştim sahiden, ühüh... (HM: Sen fena sapıttın bu aralar?)

Sonra gelirken "Fistan Giyim" diye bir mağaza gördüm, birden kafamda kadın iç çamaşırları satan bir Fistandantilus görüntüsü oluştu, kıs kıs gülerek yoluma devam ettim... Düşünsenize ama bir, siyah cüppeli, kemerinde büyü kitabı asılı Fistandantilus'un iç çamaşırı satmaya çalıştığını... Yada düşünmeyin, zira karizmasını bir daha toplayamayabilir Fistandantilus, aman diyeyim...

Vee, sonunda evdeyim... Atalarımız boşuna dememiş "home sweet home" diye... (HM: Atalarımız?!??) Hala üzerimde olan uyku mahmurluğunu sıcacık bir duşla attıktan (HM: ve iPod'u kardeşime kaptırdıktan) sonra Lost'un 7. bölümü için PC başına geçtim...

Otobüs yolculuklarından nefret ediyorum, evet... Ama eve gelmek için çekilen tüm işkenceye değiyor doğrusu, ne yalan söyleyeyim...
Posted on 3/14/2008 08:53:00 AM by Monthius and filed under | 6 Comments »

6 yorum:

Glowel dedi ki... @ 14 Mart 2008 Cuma 18:46

O kedi Yoruichi-san değildi, bendim bi kere!

Ayrıca Fistandantilus'u bu hallere düşürdüğün için tebrik ediyorum seni hıh!

Hala ne zaman döneceğini de sölemedin, farketmedim sanma==

Monthius dedi ki... @ 14 Mart 2008 Cuma 19:09

Cıks, Yoruichi-san'dı o, eminim kesinlikle. Ayrıca sen olsaydın tüyleri yeşil olurdu bir kere... :P

Fistandandandandan kendi düşmüş o hallere,b ne naptım ki?

Dönmiycem ayrıca ben, mutluyum burda (:

neoxolmis dedi ki... @ 17 Mart 2008 Pazartesi 00:19

Doktor bey reçete verdi sana monti. Burada yazdığın semptomları anlattım kendisine. Reçeteyi gönderemeyeceğim için orada yazılanları buraya aktarcam.
1) Bleach bırakılcak, lost ve ikisi birleştiğinde yan etkiler çıkıyor. 2)Günde 2000 mg prozac alıncak.En yakın eczaneden , en kısa sürede.

Bu kadar...

Monthius dedi ki... @ 17 Mart 2008 Pazartesi 00:23

Bleach bırakılır mı ama ya ühüh... :( Bırakılmaz ki... Bleach'siz yaşam, çikolatasız yaşam gibidir, yaşanmasa daha iyi yani... :(

Doktor beye bankai açsam ben? :P

neoxolmis dedi ki... @ 24 Mart 2008 Pazartesi 21:07

Günde 2000 mg prozac aldıktan sonra hiç bir şeyciğin kalmayacak zaten monticim. (Elinde şeker olan kötü adam)Nıhahahaha

Sok o bankaiyi cebine!!!!!!

Monthius dedi ki... @ 24 Mart 2008 Pazartesi 22:07

Doktora bankai kalkmaz diyosun yani?

2000 mg prozac içsem Soul Society'ye giderim ben be dir..e..k...

*2000 mg prozac aramak üzere ortadan kaybolur*