Betrayal
Those most powerful in Menzoberranzan spend their days watching over their shoulders, defending against the daggers that would find their backs. Their deaths usually come from the front.
Yukarıdaki Drizzt'in yine çok sevdiğim sözlerinden birisi. Aynı zamanda hayatın en acımasız gerçeklerinden de biri. Aslında yakın olduğum kişiler tarafından bir şekilde ihanete uğramaya ya da sırtımdan(pardon, göğsümden) bıçaklanmaya alışkın sayılırım. Bu yüzden yanında gardımı indirdiğim ve kendimi savunmasız bıraktığım insan sayısı bir elin parmaklarını bile geçmez. Ya da geçmezdi...
İnsanın en yakın dostuna bile güvenememesi gerçekten çok kötü bir şey. Yaşamayan için tahmin bile edilemeyecek kadar kötü hemde. Aranızda onca yaşanan şeye rağmen, her seferinde lafını bile etmeden affettiğiniz dostunuzun size yalan söylemesi ise rezalet ötesi bir duygu. Yaşanan o hayalkırıklığı hissini tarif etmem mümkün değil. Hayır, bu sefer affedilecek bir şey yok ortada. Çünkü en güvendiğim kişiye karşı bile "acaba bu seferki de yalan mı, yoksa doğru mu söylüyor?" diye şüpheyle yaklaşmak istemiyorum. Aynı Drizzt'in sözündeki gibi; sırtımı kollarken hançeri tam göğsüme yedim. Üstelik uğrunda gözümü kırpmadan seve seve neler yaptığım bir kişi tarafından. Bu artık son damlaydı. Bundan sonra herhangi birinin söylediği herhangi bir şeyden şüphe edecek olursam beni değil, beni bu hale getirenleri suçlayın... Ben onlara tüm güvenimi emanet ederek güvenmişken güvenimi boşa çıkarttıkları ve beni hayalkırıklığına uğrattıkları için onları suçlayın...
Posted on 6/02/2009 04:32:00 AM by Monthius and filed under | 5 Comments »
Yukarıdaki Drizzt'in yine çok sevdiğim sözlerinden birisi. Aynı zamanda hayatın en acımasız gerçeklerinden de biri. Aslında yakın olduğum kişiler tarafından bir şekilde ihanete uğramaya ya da sırtımdan(pardon, göğsümden) bıçaklanmaya alışkın sayılırım. Bu yüzden yanında gardımı indirdiğim ve kendimi savunmasız bıraktığım insan sayısı bir elin parmaklarını bile geçmez. Ya da geçmezdi...
İnsanın en yakın dostuna bile güvenememesi gerçekten çok kötü bir şey. Yaşamayan için tahmin bile edilemeyecek kadar kötü hemde. Aranızda onca yaşanan şeye rağmen, her seferinde lafını bile etmeden affettiğiniz dostunuzun size yalan söylemesi ise rezalet ötesi bir duygu. Yaşanan o hayalkırıklığı hissini tarif etmem mümkün değil. Hayır, bu sefer affedilecek bir şey yok ortada. Çünkü en güvendiğim kişiye karşı bile "acaba bu seferki de yalan mı, yoksa doğru mu söylüyor?" diye şüpheyle yaklaşmak istemiyorum. Aynı Drizzt'in sözündeki gibi; sırtımı kollarken hançeri tam göğsüme yedim. Üstelik uğrunda gözümü kırpmadan seve seve neler yaptığım bir kişi tarafından. Bu artık son damlaydı. Bundan sonra herhangi birinin söylediği herhangi bir şeyden şüphe edecek olursam beni değil, beni bu hale getirenleri suçlayın... Ben onlara tüm güvenimi emanet ederek güvenmişken güvenimi boşa çıkarttıkları ve beni hayalkırıklığına uğrattıkları için onları suçlayın...
5 yorum:
Keşke bu sefer bütün bunların hepsi Sven'in suçu olsa...
Keşke Mert... Keşke...
bu yazıyı direk kopyalayıp yapıştırabilirim.
dungeon master zorla chaotic neutral yapmaya çalışıyor galiba seni
Pek çok kez aynı dertten muzdarip olduğum için neler hissettiğini anlayabiliyorum. Yazında Drizzt'ten alıntı yapman da hoşuma gitti, kitabı okuduğumda ben de kendimi ona çok yakın hissetmiştim. Herneyse Monte Kristo Kontu'nun filminden bir alıntı yaparak noktalayayım; "Life is a storm, my young friend. You will bask in the sunlight one moment, be shattered on the rocks the next. What makes you a man is what you do when that storm comes. You must look into that storm and shout as you did in Rome. Do your worst, for I will do mine! Then the fates will know you as we know you: as Albert Mondego, the man!".
Yorum Gönder