<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610</id><updated>2012-01-10T07:16:40.264+02:00</updated><category term='auction house'/><category term='the old republic'/><category term='real money'/><category term='diablo 3'/><category term='rmah'/><category term='dragon age'/><category term='bioware'/><category term='mass effect'/><category term='star wars'/><title type='text'>Sojourn</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-439239946613822867</id><published>2011-10-14T12:04:00.001+03:00</published><updated>2011-10-14T12:05:28.031+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diablo 3'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='real money'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rmah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='auction house'/><title type='text'>RMAH (Real Money Auction House) Sorunsalı...</title><content type='html'>Takip ettiğim forumlardan birinde yoğun halde tartışıldığını görünce uzunca bir açıklamayla durumu izah etmeye çalıştım. Hazır uzun uzun yazmışken buraya da yazayım da, kafasında hala soru işareti olan varsa aydınlansın dedim. (Evet, Diablo III hakkında yanlış bilinenler yazısı kesmedi bu konuda beni):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlanılan çok basit bir yanı var RMAH'ın: Ayrıca para harcamak istemiyor musun? Harcamadan da RMAH kullanabilirsin? Bazı arkadaşlar "kullanan zaten yetersizdir" falan demiş de, şu kadar basit şeyi akıl edemediler mi acaba merak ediyorum: Düşürdüğün itemlardan 2 tanesini 5 dolara sattın diyelim, 10 dolarlık Blizzard Currency ekleniyor değil mi hesabına? O sattığın itemların parasını PayPal'dan çekmek yerine, oyun içinde varsa almak istediğin bir şey gider onu alırsın. Böylece ne babanın ya da kendinin kredi kartına ihtiyacın olur, ne de cebinden beş kuruş çıkmış olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yeterince basit bir şekilde anlatabildiğimi umarak diğer konuya geçiyorum: "MİLLET ÜSTÜNÜ BAŞINI AH'TAN ALDIĞI ITEMLARLA DÖŞEYECEK, BİZ MADUR OLUCAZ" Eee, Diablo II'de de ne idüğü belirsiz sitelerden aldıkları itemlarla dolanan tipler vardı, RMAH olmasaydı bu tipler yine olacaktı oyunda. Kaldı ki yukarıda bahsettiğim şekilde kullanırsanız RMAH'ı, normal Gold ile çalışan Auction House'tan ne farkı kalıyor? Onda da millet gold harcayıp üstünü başını dizmiyor mu? Eğer itiraz ettiğiniz şey milletin üstünü başını eşyaları düşürmeden düzmesiyse ona neden kimse bir şey demiyor? Yok, parası olan konuşur olayına itiraz ediyorsanız yine yukarıda dediğim gibi azıcık kafayı çalıştırırsanız cebinizden kuruş çıkmadan nasıl RMAH kullanacağınıza dair ipucunu da verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, sorun ileride diğer oyunların da bu sisteme geçmesi mi? Son 1-1,5 yıldır nerede yaşıyordunuz ki siz? Bütün F2P oyunlar bundan çok daha kötü bir sistemi kullanıyor zaten. Orada para vermeden içeriği tam anlamıyla göremiyorsunuz, oyunu kısıtlı bir şekilde oynuyorsunuz kesenin ağzını açmadığınız sürece vs. "BLIZZARD DİĞER FİRMALARI BU YÖNDE ETKİLEYECEK" diye bir şey söz konusu değil, kendinizi kandırmayın. F2P oyunlar diğer bütün firmaları bu yönde etkiledi bile çoktan. Piyasadaki F2P oyunlara bir bakın, hepsi bu modele geçmiş durumda neredeyse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzgünüm ama bir çok kişi üzerinde çok da düşünmeden, kötülemiş olmak için kötülemeye çalışmaktan başka bir şey yapmıyor şurada. Kişisel fikrime gelelim RMAH ile ilgili: Kullanır mıyım? Eğer aylarca aradığım setin tek bir parçası eksik kalmışsa ve onu normal Gold kullandığım AH'ta bulamıyorsam o zaman yukarıda anlattığım şekliyle kullanırım belki. Onun dışında zaten kendi eşyalarımı kendim düşürmeyeceksem Diablo'nun ne anlamı kaldı ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-439239946613822867?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/439239946613822867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=439239946613822867&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/439239946613822867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/439239946613822867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/10/rmah-real-money-auction-house-sorunsal.html' title='RMAH (Real Money Auction House) Sorunsalı...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-7626175490333682062</id><published>2011-08-26T18:17:00.004+03:00</published><updated>2011-08-26T18:19:17.079+03:00</updated><title type='text'>Vapurlar Falan...</title><content type='html'>Çok ilginç hakikaten. Bunca güzel şeyin üzerine nereden darbe yiyeceğim bakalım diye bekliyorum gardımı alıp ama ufak tefek aksilikler dışında her şey daha da iyiye gidip duruyor sanki. Hayatımda ilk defa bu kadar iyi ve güçlü hissediyorum kendimi. Umarım hep iyiye gitmeye devam eder böyle. 1 sene önce biri bana şu an sahip olduğum şeyleri saysa "dalga mı geçiyosun lan?!" diye dalardım herhalde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-7626175490333682062?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/7626175490333682062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=7626175490333682062&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/7626175490333682062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/7626175490333682062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/08/cok-ilginc-hakikaten.html' title='Vapurlar Falan...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-2527602485360244075</id><published>2011-08-22T11:14:00.004+03:00</published><updated>2011-08-22T11:25:38.306+03:00</updated><title type='text'>Welcome Home...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-sP6jy3Gzppw/TlISfN31nII/AAAAAAAAAKw/Jshtx6mCJk4/s1600/guen2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-sP6jy3Gzppw/TlISfN31nII/AAAAAAAAAKw/Jshtx6mCJk4/s200/guen2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643593610557758594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun süren bir koşuşturmaca, stres ve panik yumağıyla boğuştuktan sonra nihayet düzlüğe çıkmış durumdayım. Tamam, hala süregelen bazı dertlerim var, tamamen rahatlamış değilim. Ama en azından üzerimden çooook büyük bir yük kalkmış olduğu için çok daha mutluyum. Bu sene uğurlu geldi bana sanırım, başından sonuna kadar güzel yeniliklerle buluşturdu beni... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet kendi evim var bir kere. 5 yıl süren cehennem ızdırabının ardından artık bunu haketmiştim zaten. İstediğimi yaptığım, istediğim gibi takıldığım güzel, şirin bir ev... Bayağı zamandır bunun hayalini kuruyormuşum aslında, yeni yeni farkediyorum. Daha da güzeli bu evde şapşal şapşal koşuşturan minik kedim var; Guenhwyvar. Ya da kısaca Guen. O da pek bir sevdi bu evi. Hele şu an salonun büyük ölçüde boş olması tam onun işine yaradı, dilediği gibi koşuşturup duruyor orada. İleride bahçeye çıkmaya da alıştıracağız da, şimdi kaçar gider korkusuyla içeride tutuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komik olan, ama beni tanıyan kimsenin şaşırmayacağı şekilde kocaman bir televizyon ve Playstation 3'ümüz var evde. Ama henüz koltuk takımımız yok. Evet, televizyon koltuk takımından daha öncelikliydi, n'apabilirim yani? :p Doğal gazımız hala bağlanmadı apartman yeni olduğu için, ama soğuk suyla yıkanmaya alıştım sanırım artık. Eh, o ikisinin dışında da pek bir eksiği kalmadı evin aslında. Belki ufak tefek şeyler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de, eksikleri bile olsa bu evi seviyorum. Hiç olmadığı kadar sıcak geliyor bana burası. Sevdiklerim yanımda, mutluyum, daha ne isteyebilirim ki? Her eve geldiğimde kendi kendime "Welcome home..." diyebiliyorsam artık, yuvamı bulmuşum demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-2527602485360244075?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/2527602485360244075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=2527602485360244075&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/2527602485360244075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/2527602485360244075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/08/welcome-home.html' title='Welcome Home...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-sP6jy3Gzppw/TlISfN31nII/AAAAAAAAAKw/Jshtx6mCJk4/s72-c/guen2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-2868973448664473646</id><published>2011-08-02T12:31:00.002+03:00</published><updated>2011-08-02T12:37:29.453+03:00</updated><title type='text'>Stress Test</title><content type='html'>Bu aralar üzerimdeki stresin ve gerginliğin haddi hesabı yok. Bir yandan büyük endişeyle, diğer yandan ise büyük hevesle beklediğim Ağustos ayı geldi çattı. Ev bulma telaşının, biriken işlerin ve onun yarattığı ağır baskının ve daha bir çok irili ufaklı faktörün yarattığı stresten dolayı kendimi gerçekten felaket bunalmış hissediyorum. Fena halde rahatlamaya ihtiyacım varken çevremdeki insanların o bunaltıcı çemberi tam tepemde daha da daraltıp beni boğmalarıysa apayrı bir mevzu tabi. Daha ne kadar dayanabilirim, pek emin değilim açıkçası. Yakında bir noktada patlayacağımdan korkuyorum. Sanırım patlamadan bir önlem alsam iyi olacak... Hiç olmazsa şu ev işi artık hallolsa da hiç olmazsa onca stres kaynağından kaçıp saklanarak rahatlayabileceğim kendime ait bir yerim olsa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-2868973448664473646?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/2868973448664473646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=2868973448664473646&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/2868973448664473646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/2868973448664473646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/08/stress-test.html' title='Stress Test'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-3060034348559080727</id><published>2011-07-26T14:36:00.009+03:00</published><updated>2011-07-26T15:07:34.504+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='star wars'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dragon age'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bioware'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the old republic'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mass effect'/><title type='text'>"Press Any Key And Something Awesome Happens."</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i53.tinypic.com/18f8gj.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 420px;" src="http://i53.tinypic.com/18f8gj.png" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bioware bir zamanlar en sevdiğim oyun firmalarından biriydi. Tamam, asla bir Blizzard değildi belki, ama yine de çıkardıkları her oyunu gözüm kapalı oynayabileceğim ve yaptığı işlere güvenebileceğim bir firmaydı benim için. Ne oldu bilmiyorum. EA tarafından satın alındıktan sonra bile kendilerini bir süre için çok bozmadan devam ettikten sonra bir anda tepetaklak oldu her şey. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dragon Age 2 felaketi geldi önce. Dragon Age 1 ile alakasız, RYO demeye bin şahit lazım bir oyun çıkarttılar piyasaya. İsyan eden oyunculara karşı hırsla oyunlarını savunmaya devam ettiler, hatta beğenmediklerini dile getiren oyunculara karşı sert tutumlarda bulundular. Ama yetmedi. Metacritic'te sahte hesaplar açıp "Mükemmel bir oyun, işte böyle olmalı!" diyerek kendi oyunlarına tam puanlar vermeye başladılar bu sefer. Ama kendi ürünlerini bu şekilde abartarak öne çıkartmak da kesmedi, son yıllarda çıkan en başarılı oyunlardan biri olan Witcher 2'ye bok atmaya başladılar bu sefer. Platform yine Metacritic'ti, oyladıkları tek oyunlar Dragon Age 2 (10 puan!) ve Witcher 2 (0-3 arası puan!) olan sürüsüne bereket fake hesap türedi birden. Bunlar Bioware gibi bir firmaya yakışmayan, bayağı ve acınası hareketlerdi maalesef. Peki Bioware bu noktada durdu mu? Tabii ki hayır. "Önünü alamadılar" Bioware'in ve saçmalıklar silsilesi devam etti; Fantastik kurgu türünün önde gelen isimleri olan J.R.R. Tolkien ve George R.R. Martin gibi yazarlara laf edip Twilight gibi herhangi bir edebi değeri bile olmayan saçmalığı överek oyunun "romance"ini yazarken ondan ilham aldığını açıklamalar mı dersiniz, yoksa "Call of Duty kitlesini hedef alıyoruz" gibi kafası güzel yorumlar yapmak mı? Hepsini yaptı Bioware...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir noktada toparlar gibi oldular. Hem EA, hem de Bioware "yeni fanlar kazanırken bazı fanlarımızı mutsuz ettiğimizin farkındayız. Bize gelen feedbackleri not alıyoruz, oyuncuların istekleriyle şekillendireceğiz yeni DA2 DLC'lerini" dediler. Belki bir ihtimal, yanlış yaptıklarını anladılar mı diye umuyordum ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Sıra The Old Republic'e geldi. Çoğunluk en başından beri oyundan umutsuz olsa da "Hem Star Wars, hem de Old Republic, kötü olamaz ki!" diyerek inanmayı reddettim hep. Hatta bizzat betayı oynayanların ağzından nelerin kötü olduğunu dinledikten sonra bile inanmak zordu benim için. Ancak onların yapamadığını Bioware yapmayı başardı. Oyunu Pre-order'a açtıklarında Collector's Edition alıp almama düşüncesiyle boğuşurken, 2 gün içinde beni oyunu satın alıp almama konusunda düşünmeye ittiler bir anda. Hadi tamam, pre-order'ı sınırlı yapmanız çok anlaşılabilir bir şey. Ona kimsenin dediği bir şey yok zaten. Ama "Oyun çıktıktan sonra da sınırlı sayıda satacağız, çünkü sunucular kaldırmayabilir. Ha, bu arada Türkiye ve Avustralya gibi bazı ülkelerde hiç piyasaya bile çıkmayacak oyunumuz" demek?? Dijital olarak sınırlı satılan bir oyuna ilk defa karşılaşıyorum, hele ki bu oyunun bir MMO olduğunu düşününce o kadar komik kalıyor ki bu açıklama. Yahu milyonlarca oyuncuya sahip Free 2 Play oyunlar bile sunucu problemi yaşamıyorlar, koskoca EA ve Bioware olarak birkaç sunucu fazla kiralayıp stabilitesini arttırmak mı zor geliyor? Nasıl bir mantıktır, nasıl bir saçmalıktır bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama söz konusu Bioware olunca burada kapanmıyor konu. Üzerine bugün açıklama yapıyorlar; "The Old Republic çok uzun soluklu olacak. Amacımız 2025 yılında gezebileceğiniz 500 gezegene ulaşmak." Ahahahahah. Az önce "sunucularımız kaldırmaz, o yüzden sınırlı oyuncu alacağız" diyen adamlar şimdi "2025'te hala oynanıyor olacak oyunumuz" diyor. 14 milyon oyuncusu olan World of Warcraft'a bile millet "6 senedir aynı grafikler, değişiklik lazım artık" diyorken, sizin "sınırlı" oyuncuya sahip kıytırık MMO'nuz 2025'e kadar devam mı edecek? Hadi diyelim ki arada bir noktada oyun motorunu upgrade ettiniz EVE Online'ın yaptığı gibi. Sadece bu yeterli olacak mı dersiniz? Her sınıfa 200 saat oynanış süresi biçiyorsunuz şu anda. Toplamda yanlış hatırlamıyorsam 6 sınıftan 1200 saat eder. (Ki bir MMO'ya oynayış süresi biçiyor olmak en başından devasa bir hata bence) Buna ek paket, ek içerik vs eklesen bile zaten sınırlı olan oyuncu kitleni 14 yıl boyunca elinde tutabileceğinizi düşünüyorsanız siz bu işi hemen şimdi bırakın derim, zerre vizyonunuz yok demek ki. Olmaz ya, hadi bir şekilde 2025'e kadar 500 gezegene ulaştınız diyelim. Bu oyun bir MMO olmayacak mıydı? Zaten sınırlı sayıda olan bir avuç oyuncunuzla o gezegenlerin kaçını doldurabileceksiniz? Bir çoğu bomboş, kimsenin uğramadığı yerler olarak öylece kalacak. Nasıl bir kafada yapıyorsunuz bu açıklamaları ya da gerçekten inanıyor musunuz bu dediklerinize bilmiyorum ama ben şu an üzerinde oturduğum yerlerimle gülüyorum size buradan, kusura bakmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıkta "Press Any Key And Something Awesome Happens." yazıyor ya hani... Bioware'in yeni anlayışı bu son birkaç senedir işte. Anlayamadıkları şey ise "awesome"ın her zaman için başarılı bir tasarım fikri olmadığı. Bu kafayla gitmeye devam ederlerse oyunlarını alacak kitle ancak Call of Duty'ciler ve Twilight'çılar olacaktır zaten. Gerçi zaten bunu hedeflediklerini de düşünmeden edemiyorum bazen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-3060034348559080727?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/3060034348559080727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=3060034348559080727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/3060034348559080727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/3060034348559080727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/07/press-any-key-and-something-awesome.html' title='&quot;Press Any Key And Something Awesome Happens.&quot;'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i53.tinypic.com/18f8gj_th.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-4665204834326139367</id><published>2011-07-14T01:48:00.003+03:00</published><updated>2011-07-14T01:52:06.274+03:00</updated><title type='text'>Home, Sweet Home...</title><content type='html'>5 yıldır bir işkence yaşıyorum adeta. Yaşlı ve bir dediği diğer dediğini tutmayan bir ev sahibine katlanmak zor iş. Ama ben bir şekilde 5 yıldır sineye çekip katlanıyorum buna. Katlanıyordum, daha doğrusu. Ama bugün canıma tak etti artık. Sağlam bir sakinleşme seansından geçirilmemiş olsam çok daha ağır girerdim muhtemelen, ancak yine de pek hafif girdiğim de söylenemez. Sonuç mu? Eh, yeni bir ev bakma zamanı geldi benim için 5 yılın ardından... Bir süredir biriktirdiğim paraları yeni eve akıtmam gerekecek, haliyle bu yaz için planladığım İtalya gezisi komple yalan olmuş durumda. Hiç olmazsa rahat bir nefes alacağım, arkadaşlarımı istediğim gibi ağırlayıp sabaha kadar FRP partileri düzenleyebileceğim kendi evimde. En güzeli ne ama biliyor musunuz? En sevdiğim iki varlık yanımda olacak bu sırada. Her gün ayrı bir güzel olacak... Yeni bir ev bulup oraya yerleşmek için can atıyorum şimdiden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-4665204834326139367?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/4665204834326139367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=4665204834326139367&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/4665204834326139367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/4665204834326139367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/07/home-sweet-home.html' title='Home, Sweet Home...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-7930549093068889550</id><published>2011-07-10T14:40:00.000+03:00</published><updated>2011-07-10T14:42:05.845+03:00</updated><title type='text'>Bir Paintball Gazisinin Anıları</title><content type='html'>Bu meret hiç öyle uzaktan durduğu gibi durmuyor yahu. İlk defa geçen sene ağustosta gitmiştim Paintball'a (ne zorumuz varsa artık, o sıcakta olduğun yerde durunca bile pişmiş ıstakoza dönerken üstüne bir de elde silah koşuşturup durduk). Bu sefer ağustosa kalmayalım, yazın başında havalar daha katlanılabilirken yapalım dedik, ama aksi gibi tam yapacağımız günün hayli sıcak bir güne denk gelmesi fena oldu. Yine de bu bizi yıldıramazdı. Geçen sene 3 morlukla dönüp sadece tek bir şarjör mermi harcayarak çıkmıştım işin içinden. (Tek şarjör harcamamın nedeninin çok nokta atışı yapmam olduğuna inanmıştım geçen sefer, bu seferkinde anladım ki rakiplerimi düzgün görememem yüzündenmiş. Lens taktım bu seferkinde, bam güm mermi yağdırdım her yere) Ha, bir de son bir deparla bizim takıma oyunu kazandıran bayrağı kapmıştım, ama sonrasında 15 dakika ayıltamamışlardı beni. "Abi, iyi misin?" sorularına bile cevap vericek halim yoktu o depardan sonra, sadece elimi kaldırıp hayatta olduğumu belirtebiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, yine aynı mekana gittik, takımları seçtik, ekipmanları giydik falan... Aha, bu sefer farklı bir senaryo oynuyoruz! Bayrak kapmaca yerine üç tane top bataryasını patlatmaya ya da korumaya çalışıyoruz. Bu daha bir eğlenceli sanki bayrak kapmadan... İlk olarak biz saldırıdayız. Genelde oyunlarda da rakip defansif oynamamı beklerken agresif bir tutumla oynamayı tercih ettiğimden burada da aynı kafada hareket ettim. Hızlı zigzaglar çizerek top bataryalarına ulaşmaya çalışma çabalarım pek sonuç vermedi ama olsun. Arada en az 2-3 kişiyi vurdum en azından. Sağ ve soldaki bataryaları patlattık patlatmasına da, ortadaki batarya geçit vermedi bir türlü. (Bir keresinde çok yaklaştım patlatmaya ama maskemin tam gözünde patlayan bir boya mermisiyle sonuçlandı girişimim) Yine de 2 puanı kaptık buradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim 2. round'a. Bu sefer savunmadayız. Kulelerden birinin tepesine yerleştim hemen, sniper modunda gelene geçene mermi kusuyorum. Daha oyun başlar başlamaz bizim tarafa doğru gelmeye çalışan iki kişiyi vurup hallettim zaten. Yanımdan vızır vızır boyalı mermiler geçiyor ben Matrix modunda sıyrılıyorum hepsinden. Hatta bir ara işi abartıp kulenin tepesinde ayağa kalkıp silahımı da sırtıma atarak hakem kabininden fotoğraflarımızı çeken hakemlere poz bile verdim. Yanlış hatırlamıyorsam burada karşı takım sadece 1 tane topumuzu patlatabilmişti. Sağlam savunduk yani. Hatta bir ara mermim bitince geriye dönüp yeni şarjör almak yerine boş silahı sıkarak sanki ateş ediyormuşum hissi yaratarak rakibi az yerine çivilemedim hani. :p Güzel bir taktiktir bu da, olur da bir gün Paintball'a giderseniz aklınızda olsun, kullanırsınız.&lt;br /&gt;Sonrasında en kısa süren round geldi. Gururla söylüyorum ki bu round'da resmen parladım. Ani bir deparla yine zig zag çizip önce alması en zor olan ortadaki top bataryasını patlattım, sonra sağdakine koştum ama tam yanına geldiğimde hakem "O PATLADI ZATEN O PATLADI, SOLDAKİNE GİT!" diye uyardı. Bir de oradan soldakine kadar depar attım sonra. Ve evet, üzerine onu da patlatmayı başardım vurulmadan. Bu sırada karşı takımdan üzerime mermi yağıyordu, ama nasıl bir adrenalin patlamasıysa vurulmadan hoplayıp sıçrayarak basmayı başardım tüm düğmelere. Ancak yine geçen seneki gibi bir süreliğine iptal oldum o şekilde bir depar attığım için. Durum bu sırada 5-1 tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son round! Yine savunmadayız. Yine geçtim kulenin tepesindeki yerime, gelene geçene yağdırıyorum boya toplarını. Sırf ben değil gerçi, sonradan farkettim ki bizim takımın tamamı mıhlamış durumda rakibi yerlerine, kafayı uzatamıyor kimse. (Gerçi bir ara gelip yine patlattılar toplardan birini, mermim bittiğinden vuramayıp çaresizce izledim olayı) Baktım boş boş durmak sıkıcı, "Aksiyona giriyorum ben!" diyip kuleyi terk ettim. Sonrasında ise düşman siperlerinin arasına sızıp orada milleti avlamaya başladım. Tabii avladıklarımdan birinin kız arkadaşım olması ve "O bacağımdan vurduğunun hesabını sorucam ben sana, nasıl acıdı var ya..." tehdidi almam apayrı bir olaydı. En son artık iyice gaza gelip siperlerin köşesinden Max Payne modunda fırlayıp "HIAIAAAAAA!!!!" modunda tetiğe abanırken çok fena bir şekilde vurulduktan ve mermimin bitişinin ardından havluyu attım artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an boya toplarının vücudumda patladığı her nokta ayrı bir morlukla madalya gibi parlarken yine de sırıtarak anlatıyorum bunları size. Çünkü inanılmaz keyifliydi. Mutlaka gidip en az bir kez siz de oynayın arkadaşlarınızla, canınız yanıyor falan ama inanılmaz adrenalin pompalayıp eğleniyorsunuz. Sonrasında bütün günü topallayarak geçirmeniz ve "Baston bulun banaaa!!!" çığlıkları atmanız önemli değil, değiyor çünkü hepsine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-7930549093068889550?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/7930549093068889550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=7930549093068889550&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/7930549093068889550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/7930549093068889550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/07/bir-paintball-gazisinin-anlar.html' title='Bir Paintball Gazisinin Anıları'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-179051364620470010</id><published>2011-06-27T23:59:00.003+03:00</published><updated>2011-06-28T00:05:22.977+03:00</updated><title type='text'>Come to me, my shadow...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/260074_10150223862680969_32712745968_7711659_8088676_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 478px; height: 720px;" src="http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/260074_10150223862680969_32712745968_7711659_8088676_n.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofisteki kedimiz Puri'nin birbirinden şirin üç yavrusundan siyah olanı bugün nihayet eve getirdim. Yolda acıklı acıklı miyavlamasıyla içimi paralasa da, eve gelince meraklı ve şapşal bir şekilde paytak adımlarla evi gezmeye başlayınca rahatladım. İlk başta her 5 dakikada bir evin içinde bir köşede kaybolup bizden kaçıyordu. Sonra bir alıştı, bu sefer de yanından iki dakika ayrılsak acı acı miyavlayıp peşimizden koşturmaya başladı... Şimdiyse biz Heavy Rain oynarken koltukta bizim yanımıza kıvrılmış, kafası patilerinin arasında uyuyor. Allah'ım bu nasıl bir şirinliktir, bu nasıl bir varlıktır diye bütün gece sorguladım vallahi. Ha, bu arada adı mı? Tabii ki Guenhwyvar. Ama biz ona kısaca Guen diyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-179051364620470010?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/179051364620470010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=179051364620470010&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/179051364620470010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/179051364620470010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/06/come-to-me-my-shadow.html' title='Come to me, my shadow...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-9063645847824062220</id><published>2011-06-27T17:55:00.003+03:00</published><updated>2011-06-27T18:12:08.119+03:00</updated><title type='text'>Yaz Temizliği</title><content type='html'>Burayı artık pek kullanmadığımdan olsa gerek, dökülen yapraklar zeminde ayrı bir katman oluşturmuş adeta. Ben de sağlam bir temizliğe girişeyim, belki arada yine yazarım diye düşündüm öyle işten güçten bunaldığım bir anda. Evet, blogdaki eski yazıların en son yazılan bir kısmı hariç neredeyse tamamını kaldırdım. (Stalklayacak olan stalkladı nasıl olsa onları ;P) Nedeni de o yazıların çoğunun eski hayatıma ait olması ve bakınca komik gelmeleri. Blog için temiz bir sayfa hazırlamış oldum bir nevi böylece. (Belki üşenmezsem yeni bir tasarım bile olabilir belki, hmm?) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, bu arada burayı iyice unuttuğum sırada yazmayı ihmal ettim. Geç de olsa yapacağım dediğim şeyi buradan da bir kez daha yapayım; "Welcome home..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-vizcSIysNBo/TgidjvVZdsI/AAAAAAAAAJc/kNok11soO38/s1600/Fullmetal_Alchemist__Okaeri.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-vizcSIysNBo/TgidjvVZdsI/AAAAAAAAAJc/kNok11soO38/s320/Fullmetal_Alchemist__Okaeri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622917372099262146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-9063645847824062220?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/9063645847824062220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=9063645847824062220&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/9063645847824062220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/9063645847824062220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/06/yaz-temizligi.html' title='Yaz Temizliği'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vizcSIysNBo/TgidjvVZdsI/AAAAAAAAAJc/kNok11soO38/s72-c/Fullmetal_Alchemist__Okaeri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-3798181669375541898</id><published>2011-01-02T18:36:00.006+02:00</published><updated>2011-06-27T17:41:37.876+03:00</updated><title type='text'>2011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TSCpxMaTFdI/AAAAAAAAAJM/Fp1sk4E5uUU/s1600/070430.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TSCpxMaTFdI/AAAAAAAAAJM/Fp1sk4E5uUU/s320/070430.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557628602785404370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan 1 yılda ne kadar değişebilir? 365 gün. Böyle söyleyince sanki geçen süre daha azmış gibi geliyor bana. Ama değil işte. Neler sığıyor o 365 günün içine bir düşünsenize... Ben düşünüyorum da, aşağı yukarı bir yıl önce yeni yıldan hiç bir beklentisi olmayan, bir şeyler bekleyip de karşılığını alamamaktan yorgun düşmüş birini görüyorum. Bir de şimdiki zamana dönüp bakıyorum, manzara çok daha farklı. Gözleri tekrar parlamaya başlamış, tekrar beklentiyle dolmuş ancak bu sefer sihirli bir değneğin dokunuşunu beklemeyen, gereken değişimi kendi elleriyle yapmaktan çekinmeyen birini görüyorum. Eskisinden daha olgun kendimi görüyorum; sorumluluk alması gerektiğinin farkına varmış, eskiden her şeyi boşvermişken şimdi ipleri eline alan ve hatta sağlıklı yaşamak için tekrar spor yapmaya başlamış, kendine özen gösteren kendimi. Ve uzun zamandır ilk defa gördüğüm bu manzara beni tatmin ediyor. 2010 güzel bir yıldı. O 365 gün içinde çok şey değişti, ama en önemlisi değişikliğin nasıl yapılacağını öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene yazdıklarımla nasıl da zıt değil mi bunlar? 2010'un ilk yarısı nispeten o yazıyı yazdığım kafayla geçmiş olsa da ikinci yarısında bazı şeyler "dank" etti sanırım. İyi ki de etti, yoksa bu noktaya asla gelemezdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010'u geride bıraktık nasıl olsa, ondan bu kadar bahsettiğimiz yeter. Gelelim 2011'e ve ondan beklentilerime. 2011'in çok daha iyi geçeceğine inancım tam öncelikle. Bunu rahatlıkla diyorum, çünkü öyle olmasını ummaktan öte öyle olmasını sağlamak için elimden geleni yapacağımı biliyorum. 2010 her ne kadar benim açımdan verimli geçmiş ve bir çok değişikliğe ev sahipliği yapmış olsa da eksik kalmış yanları da vardı. 2011'de asıl amacım 2010'da eksik kalan şeyleri tamamlamak olacak öncelikle. Aslında çok uzun zaman önce kapanmış olması gereken, ama 2010'da anca kapatabildiğim bazı sayfaların getirdiği huzurun da sayesinde yapamayacağım hiçbir şey yokmuş gibi hissediyorum. Umarım bundan 1 yıl sonra yazacağım yazıda da bu hedeflerime ulaşmış, 2011'in güzel yanlarını sayıyor olurum. Ya da olmayadabilirim, eğer Diablo III gerçekten 2011'in sonlarında çıkarsa bu yazının devamını yazmak yerine Diablo peşinde koşuyor olma ihtimalim gayet yüksek. Evet evet, biliyorum, sorumluluklarım büyüse de, ne kadar olgunlaşsam da içimde hiç ölmeyen bir çocuk var ve ben onu şımartmaya bayılıyorum. Ama zaten beni ben yapan bu, yaşadığım onca şeye rağmen hala umut taşıyabilme nedenim o parçam. Ve ben ona en azından bu kadarını borçluyum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-3798181669375541898?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/3798181669375541898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=3798181669375541898&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/3798181669375541898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/3798181669375541898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2011/01/2011_7252.html' title='2011'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TSCpxMaTFdI/AAAAAAAAAJM/Fp1sk4E5uUU/s72-c/070430.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-1865156309058576404</id><published>2010-10-23T20:16:00.003+03:00</published><updated>2010-10-24T06:23:33.559+03:00</updated><title type='text'>Geek is...</title><content type='html'>&lt;a href="http://media.mmo-champion.com/images/news/2010/october/b2k10_floor_02.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gündür BlizzCon 2010 ile yatıp kalkıyorum. Daha doğrusu yatamıyorum, çünkü BlizzCon'un ilk günü sabah 7 gibi bitti ve ben 3 saatlik uykuyla duruyorum. BlizzCon'un 2. günü birazdan başlayacak ve ben dün Açılış Seremonisinde Christ Metzen'in söylediklerini düşünüyorum bir yandan. Düşündükçe de bu adamları neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Geek is..." diye başlayan uzun bir liste saydı dün Metzen. Ve listedeki film olsun, anime olsun, ya da herhangi başka bir şey olsun hepsi bana o kadar yakın şeylerdi ki. "Geek is... Us." dedi en son Metzen. O kadar hoşuma gitti ki Blizzard'ı bu şekilde anlatışı. (O sırada "HADİ ULAN AÇIKLAYIN YENİ DIABLO III SINIFINI!!" diyordum gerçi, Metzen'in dediklerinin anlamını şimdi anlıyorum daha çok) Sadece bir "oyun şirketi" değil Blizzard. Metzen'in dediği gibi, her şeyden önce onlar da bizim gibi. Aynı şeyleri izliyoruz, aynı oyunları oynuyoruz, aynı kafadanız. Hani bir gün yolda Chris Metzen ya da Mike Morhaime'la falan karşılaşsak (oldu tabi, kolaydı o) oturup ilgi alanlarımdan herhangi birisi üzerine saatlerce muhabbet çevirebileceğimize inanıyorum. Bu yönden Oyungezer'e de benzetmeden edemiyorum aslında Blizzard'ı. Çoğu havalı ve müşterilerini sadece "müşteri" olarak gören şirketlerden farklı bir samimiyeti var iki tarafın da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün StarCraft II Lore panelinde sorulan sorulardan birine tüm samimiyetiyle cevap verirken çok hoşuma giden bir sözü vardı Metzen'in; "Sonuçta biz burada bir aileyiz." Müşterilerini aile olarak gören bir firma Blizzard. Sorulan bir çok soruyu kolaylıkla savuşturabilecekken "Ah, whatever, we won't hold it back from you!" diyip içtenlikle cevap veren bir firma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık hayal kuran hayalperest bir insan olsam da bugüne kadar gerçekten hayalim olan ve gerçekleştirebildiğim tek bir şey var. Oyungezer ile ilgili hayalime kavuşmuş olsam da, Blizzard hayali bana çok uzak, bunun farkındayım. Ama sanırım 3 dilek dileme hakkım olsa direk ilk hakkımı Blizzard ekibinin bir parçası olmaktan yana kullanırdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 dilek hakkı verilmediği sürece hayal olsa da, ilk defa kendime bir TO-DO LIST yapacağım ve ilk maddesini de şimdi buradan koyuyorum o listenin; Ne yapılıp edilip California, Anaheim'a gidilip BlizzCon canlı izlenecek. Şimdi sıra bu hayalimi gerçekleştirmekte bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: BlizzCon 2010 az önce Tenacious D'nin şahane konseriyle sona erdi. Teşekkürler Blizzard. Uyku düzenim paramparça oldu, zombiye döndüm sayenizde ama her saniyesine değdi kesinlikle. Umarım TO-DO Listeme atacağım check 2011 yılında gerçekleşir de bizzat gidip görebilirim bir sonraki BlizzCon'u.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-1865156309058576404?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/1865156309058576404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=1865156309058576404&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1865156309058576404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1865156309058576404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/10/geek-is.html' title='Geek is...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-5096848620737176729</id><published>2010-09-19T09:48:00.004+03:00</published><updated>2010-09-19T19:57:40.584+03:00</updated><title type='text'>"Change is not always growth, but growth is often rooted in change..."</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;2010'dan ne bekliyorum kısmına gelirsek... Açık ve net söyleyeyim; hiçbir şey beklemiyorum. Saat gece 12'yi vurduğunda hayatıma sihirli bir değnek dokunup her şeyi daha güzel hale getirmeyecek. Ya da yarının dünden herhangi bir farkı olmayacak. O yüzden "2010'da dünya barışı, mutluluk, aşk, sevgi bla bla" saçmalıklarına hiç girmeyeceğim. &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 9 ay önce, yılbaşında bloguma böyle yazmıştım. Kısmen haklı çıksam da şu son 1-2 ayda bazı şeylerin de farkına varmış oldum. Bu 9 ay boyunca hayatıma ne sihirli bir değnek değdi, ne de hayat dünya barışı, mutluluk, aşk ve sevgi getirdi bana. Ama yine de bir şeyler değişti işte. Ama en önemlisi bu değişimin sihirli değneği beklemekle gerçekleşmeyeceğini anlamış olmamdı sanırım. Eğer bir şeylerin gerçekten değişmesini istiyorsan o değişimi kendin yaratman gerektiğini anladım ben. Ve ne mutlu ki, ufak ufak da olsa o değişimi yaratmaya başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce tamamen düzensiz bir hale girmiş hayatımı düzene sokmakla başladım değişime. Hoş, planladığımdan ve istediğimden çok daha az vakit ayırabilsem de artık kendime yine de artık çok daha düzenli bir şekilde yaşamak bana iyi geldi. Yine de bu konuda daha yapmam gereken şeyler var, işim bitti denemez bu kısımda. Sonra madem değişmeye karar verdim, bunu her anlamda yapmak lazım diyerek 5 yıldır uzun olan saçlarıma kıydım. İlk gün çok feci pişman olduysam da alışmaya başladım sanırım bu kısa saçlı halime de. Ve haftaya da spora başlıyorum yıllar sonra tekrar. İş çıkışı zaten pelte gibi geliyorum eve, ama yine de biraz daha forma sokmam lazım kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yaparken sadece dıştan kabuk bir değişim olmadığını, her birinin içime işleyip beni tamamen değiştirdiğini de hissediyorum. Hala bir şeyler olması gerektiği gibi değil, hala değişmesi gereken çok şey var hayatımda. Ama en azından bir yerlerde o değişim başladı artık. Elbet sıra diğer eksik kısımlara da gelecek bir ara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Edit:&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;Mert'in yorumlar kısmına yazdığı Drizzt quote'unu da hatırlamak gerek bu noktada. Hatta ben nasıl yazmadım bunu kızdım şimdi kendime ve bu yazının başlığını da değiştirmiş oldum böylece.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-5096848620737176729?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/5096848620737176729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=5096848620737176729&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/5096848620737176729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/5096848620737176729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/09/degisim.html' title='&quot;Change is not always growth, but growth is often rooted in change...&quot;'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-357477628624758442</id><published>2010-09-03T18:59:00.006+03:00</published><updated>2010-09-03T22:31:54.111+03:00</updated><title type='text'>Come Cataclysm...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TIEh8LK9ipI/AAAAAAAAAI4/LGahmvYK0PY/s1600/1600x900.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TIEh8LK9ipI/AAAAAAAAAI4/LGahmvYK0PY/s320/1600x900.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512724736552831634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne derse desin, Blizzard işini iyi yapıyor. Adamların bugüne kadar yaptığı tek bir oyuna bile "kötü" demek mümkün değil. (Çıtanın altında kalsa bile The Burning Crusade bile "kötü" değildi aslında) Ve evet, oyununun ve benim oynayış süremin neredeyse 6. yılına girerken hala World of Warcraft'a ilgimi kaybetmiş değilim. Çünkü Blizzard'ın Cataclysm için attığı her adım beni deli gibi heyecanlandırıyor. Peki neden heyecanlanıyorum bu kadar? Anlatayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her taşını, her tümseğini ezberlediğiniz yerler vardır mutlaka hayatınızda. Evinizin bulunduğu sokak olur, çalıştığınız yer olur, küçüklüğünüzden beri sık sık gittiğiniz bir yer olur vs... Peki ya bir bilgisayar oyunundan söz ediyorsak? Şu an önüme bir harita koymasanız bile size Stormwind'in ya da Undercity'nin sokaklarını tarif edip ezbere yol gösterebilirim. 6 sene... Azeroth'ta 6 senedir yaşıyorum ben. Bazen ara vermeden delicesine, bazen daha uzaktan arada sırada ziyaret ederek... Ama bir şekilde 6 senedir o koca dünyanın her metrekaresini dolaşıp havasını soludum ben. Ve şimdi Blizzard'ın verdiği çok cesurca bir kararla benim bildiğim her şey baştan aşağı değişmek üzere. Ironforge aynı Ironforge değil artık, Kral Magni taşa dönüştü, Dark Iron cüceleri tahtı ele geçirmeye çalışıyor ve bunu önlemek için bir Cüce Konseyi zar zor yönetimi elinde tutmaya kasıyor. Orgrimmar aynı Orgrimmar değil. Thrall kontrolden çıkan elementleri düzene sokmak için Azeroth'u dolaşırken yerine savaş delisi Garrosh geçmiş durumda. Ve Garrosh Horde'un yönetimine gelir gelmez Horde'un içerisinde çatırdamalar başladı bile. Cairne Garrosh'la olan düellosunda öldü, Vol'jin tüm Trolleri alarak Orgrimmar'ı terk etti. Ne demek istediğimi anlayabiliyor musunuz? Azeroth değişiyor... Ciddi anlamda değişiyor. Uzaktan bakınca kozmetik gibi durabilir bu değişiklik, ama değil. Bu değişimin asıl yaşandığı yer oyunun ana çekirdeği. Ve bu değişiklikle birlikte ilk defa WoW'da bir ilerleme hissine şahit oluyoruz. İlk defa yıllardır belki onlarca farklı karakterle, onlarca kez yaptığımız questlerin sonuçlarını hissedip hikayenin ilerlediğini görüyoruz. En çok da buna seviniyorum işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir zamanlar oynadınız, belki oynamadan sadece laf attınız, belki hala oynuyorsunuz. Sadece şunu bilin; bu WoW sizin bildiğiniz WoW değil. Artık 3 kurbağa gözü, 2 tavşan kulağı toplayıp getirme görevlerinin olduğu oyun değil bu. Bu, artık gerçekten karşınıza anlatacağı inanılmaz detaylı (ve gelişen) bir hikayesi olan, verdiği görevlerle sizi birazdan neler olacağına dair meraka düşüren yepyeni bir oyun. Artık bir MMO değil WoW, MMO'nun sonuna o RPG sıfatını sonuna kadar hak ederek ekleyen bir oyun. Ve işte bu yüzden, yıllarca WoW'da gördüğüm en büyük eksiği WotLK ile kapatan Blizzard, Cataclysm'de bunu mükemmeliğe taşıyor. Ve ben buna deli gibi heyecanlanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: WoW değişime gidiyorken ben de değişime gitmeye karar verdim bir süre önce. Boş vaktim olduğu bir ara (Stormrage kitabını da bitirmiş olmanın verdiği gazla) karakterimin güncellenmiş hikayesini yazıp blog'a koyacağım. İlgilenen ya da merak eden varsa diye önceden haber vereyim dedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-357477628624758442?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/357477628624758442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=357477628624758442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/357477628624758442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/357477628624758442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/09/come-cataclysm.html' title='Come Cataclysm...'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/TIEh8LK9ipI/AAAAAAAAAI4/LGahmvYK0PY/s72-c/1600x900.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-1305883416157713038</id><published>2010-02-10T11:48:00.016+02:00</published><updated>2010-02-10T13:44:33.359+02:00</updated><title type='text'>Sevgili Bioware,</title><content type='html'>(DİKKAT! YAZIDA BOLCA SPOILER VAR, MASS EFFECT 1 VE 2 BİTİRMEDİYSENİZ KAÇININIZ!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu mektubu sana daha önce yazmayı planlıyordum. Dragon Age'i ilk bitirdikten sonra. Ancak bir türlü fırsat bulamadım, kısmet Mass Effect 2'yi bitirdikten sonraya imiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlar mısın, yıllar önce RYO oyunları kendi gördüğümüz dungeon crawling türü oyunlardan ibaret ve artık ölmeye başlamışken Baldur's Gate'i patlatmıştınız ortaya. Sonra arkasından Planescape: Torment, Icewind Dale ve nicesi geldi. Ölen RYO türünü diriltmiştiniz resmen bir anda. Hah onu diyicem işte, Reaperların ağzından "Cycle cannot be broken" derken bunu kastediyordunuz dimi aslında? Aradan 10 küsur yıl geçti, RYO türü yine ölüyor dedik "alın Dragon Age!" diye çarptınız yüzümüze, müptelası olduk. "Oha Baldur's Gate gibi olmuş bu" dedik, büyülediniz bizi. Ardından "Mass Effect 2 yaptığımız en iyi oyun" dediniz "yok artık, Dragon Age nolacak peki?" dedik. Orada da bir tokat yedik sizden ama böyle tokada Can kurban. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Mass Effect'i bitirdiğimde ikinci oyun için resmen kudurduğumu, "of olm çok epik ya!" yorumları yaptığımı hatırlıyorum. Citadel'deki bütün filoyla birlikte Sovereign'e karşı savaşırken Joker'ın Normandy'yle şov yapması ve öldürücü darbeyi vurması gerçekten çok epikti. En azından o zamana göre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E ama Mass Effect 2'nin daha açılış sahnesi bile ondan kat kat epik. Başka bir oyun hatırlıyor musunuz siz, oyunun ana karakterinin ilk 10 dakikasında öldüğü? (Torment diyeni döverim, yemin ediyorum!) Shepard yahu, adam öldü gitti ilk 10 dakikada. Öyle "ah vuruldum, ölüyorum!" da değil üstelik, adam uzay boşluğuna sürüklendi, sonra da gezegene çakıldı. Hani ölmek için en kötü şekilleri sayacak olsam bunu da sayarım kesin bundan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk oyunda tekerine bolca çomak soktuğumuz Cerberus tutup "Lazarus Project" adı altında diriltti sonra bizi. Nano-machine oldu her bir yerimiz ama olsun, durdurmamız gereken bir tehdit var sonuçta ortada. Sonra bizi tuttular "aha Cerberus'un patronu işte bu" diyerek Illusive Man'in karşısına çıkarttılar. Ne yalan söyleyeyim, ilk gördüğüm andan beri "kesin altından bir yamuk çıkacak" diye baktım Illusive Man'e. O gözler ne öyle ayrıca ya? (Illusive Man aslında Uchiha Madara çıkacak üçüncü oyunda, Uchiha klanına bile yasak olan mavi sharingan tekniğini kullanıyormuşasdfas)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KQIjZ75BI/AAAAAAAAAHQ/bJWtyFXbZKQ/s1600-h/illusivemansharingan.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KQIjZ75BI/AAAAAAAAAHQ/bJWtyFXbZKQ/s400/illusivemansharingan.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436566176806986770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cerberus'u başta sevmesem de Alliance kıçını kaldırmayıp konseyde göt büyütürken elini taşın altına sokup en azından bir farklılık yaratmaya çalışması açısından takdirimi kazanmadı da değil. Mass Effect 1'de adamları yasa dışı işler yapan pis bir örgüt olarak tanımıştık ama en azından Reaper tehlikesine konseyle birlikte kulaklarını tıkayıp "lalalalala i can't hear you!!" yapan Alliance'tan iyidirler. Collector gemisi tarafından saldırıya uğradık ya direk "Oh, öldü salak, dağıtalım hemen tayfasını da zaten Reaper falan diye saçmalıyordu sürekli" diyerek ne mal olduklarını belli ettiler. Ulan ben sizi kurtarıcam diye ilk oyunun sonunda kaç tane Alliance gemisi feda ettim, bir güvenin sözüme be! Bu adam bizim aklımızın hayalimizin almayacağı şeyler gördü, vardır bir bildiği deyin bir kere de. Üstüne bir de eski tayfamıza da nasıl bir beyin yıkama yaptıysanız artık bana karşı döndürmüşsünüz direk. Horizon'da Ashley'le konuşurum "Şepırt, ama sen Cerberus'sun ihanet ettin bize!" Ya dur bi' be kadın! Sen ilk oyun boyunca peşimden koşup "Şepırt diyosa bir bildiği vardır" dedin durdun, 2 senede unuttun mu direk onca şeyi. "Şepırt, I loved you but you betrayed me." Lan galaksiyi kurtarmaya çalışıyorum burada ben, sizin o sevgili Alliance'ınız eli kolu bağlı otururken, bir de ihanetle suçluyor beni. O noktada dedim zaten, "Yürü Miranda, gidiyoruz!" diye. (Nispet yaptım evet asdfa)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KRdhM0zoI/AAAAAAAAAHY/NYz9pP15lLc/s1600-h/MassEffect2+2010-02-07+13-18-52-90.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KRdhM0zoI/AAAAAAAAAHY/NYz9pP15lLc/s400/MassEffect2+2010-02-07+13-18-52-90.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436567636504006274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Alliance'a karşı fazla dolmuşum anlaşılan, konuya dönelim. Illusive Man diyorduk. Elime tutuşturduğu listedeki adamları gittik kattık partimize, ne yalan söyleyeyim, karakterler beklediğimden iyi çıktı. Mesela Subject Zero yani Jack'e oyun çıkmadan önce hiç kanım ısınmamıştı ama hikâyesini öğrendikçe kanım kaynadı, hatta üzüldüm açıkçası haline. Ya da mesela Mordin, tahmin ettiğimden çok çok daha eğlenceli bir karakter çıktı. Özellikle gidip "Ya Mordin, iki dakikan var mı konuşalım?" dediğimde "Bi saniye Şepırt, Joker'ın hastalığının tedavisini bulmak üzereyim, çok basit aslında. Aa, ama ciğeri iflas edebilir. Dur baştan başlayalım" gibi yorumlarda bulunması çok hoşuma gitti. Ama favorilerim Miranda, Tali, Garrus ve Thane oldu sanırım. Gerçi Samara da süperdi. (Mordinth'le olan Biotic Catfight'ı dibimi düşürdü resmen) Ha, bir de Legion hiç beklemediğim gibi çıktı. Adam bildiğin Geth ya. Ben sanıyordum ki böyle asi bir Geth tarzı bir şey çıkacak. Alakası yok, adam bükemediği bileği öpmeye gelmiş meğersem. Aslında düşününce çok mantıklı Geth'lerin şu durumda yok olmaktansa diğer ırklarla ittifak kurması ve Reaperlara karşı savaşması. (Bu arada tayfanın yarısını saymışım zaten, şöyle düzelteyim o zaman; bir tek Jacob'u sevmiyorum. Kıl adam ya, tayfaya kimi alsam laf etti. Ayrıca gemiye yeni gelmiş Quarian'a "Kendini geminin AI'ına tanıtmayı unutma!" denir mi, küfür et daha iyi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda Joker demiştim, ona da ayrı bir paragraf açmak lazım. Joker'ı kontrol ettiğimiz bölümden itibaren oyunun sonu hop oturup hop kaldırdı beni resmen. Hani tam da Şepırt gemide değilken gemiyi Collector'ların basması, herkesi yaka paça götürürken Joker'ın hastalığını hiçe sayıp kemiklerini kırma pahasına herkesi kurtarmaya çalışması inanılmaz dramatik bir sahneydi. Joker'ı zaten ilk oyundan beri severdim, daha da sevdim o sahneden sonra. EDI'yle diyalogları da ayrı güzel zaten. Başta her şeyine laf edip "güvenmiyorum ben EDI'ye, gemimde istemiyorum AI!" dedikten sonra oyunun sonlarında "ya ben EDI'ye bıraktım hallediyo o işleri zaten, çok iyi anlaşıyoruz" moduna geçmesi süper olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KVTnCXzJI/AAAAAAAAAHo/G7Hr36UwoS0/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+00-38-43-84.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KVTnCXzJI/AAAAAAAAAHo/G7Hr36UwoS0/s400/MassEffect2+2010-02-10+00-38-43-84.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436571864318594194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapın edin, Citadel'i mutlaka ziyaret edin bu arada aklıma gelmişken. Zaten restorasyon sürdüğü için gidebileceğimiz kısıtlı yer var, ama o yerler de inanılmaz olmuş. Özellikle her dükkana girip de "Meraba, ben Şepırt. Saren'i yenen kahraman. Reklamınızı yapıyım bana discount verin." demek çok eğlenceliydi benim için. Girdiğim her dükkanda "I am Commander Shepard, and this is my favourite store on Citadel" anonsunu duydukça manyakça kahkahalar attım. Reklam panoları da ayrı bir komedi zaten, Mass Effect 1'in son savaşının filminin fragmanı ("THIS SUMMER! HUMANITY EARNS ITS PLACE AMONGST STARS" lafı geçiyor fragmanda, o yeter. Bazı şeyler hiç değişmiyor anlaşılan. :P) ve Elcor cast'e sahip "Hamlet" sandalyeden düşürdü beni. (Evrende Hamlet oynayacak son ırk olmalı Elcorlar. Zaten reklamda da "14 saatlik müthiş şölen!" diyince daha da koptum) Tam sandalyeye geri oturmuştum ki bu sefer de oyun satıcısı Salarian tekrar geri düşürdü beni. "Alliance Corsair diye bir oyun var, Omni-Tool'una bile yükleyebiliyorsun!", "Shin-Akiba'da sattıkları Asari-Hanar porno oyunları çok fena" (Asari-Hanar pornosu nası olabilir ya?!), "Yeni çıkan RYOların tadı kalmadı hiç, hep büyük seçimler ve viseral dövüş var eski RYOları özlüyorum" tadında muhabbetler yapması çok bomba ve çok iyi göndermeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KUmM4zaRI/AAAAAAAAAHg/u7oT03QfxeY/s1600-h/MassEffect2+2010-02-07+22-05-35-39.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KUmM4zaRI/AAAAAAAAAHg/u7oT03QfxeY/s400/MassEffect2+2010-02-07+22-05-35-39.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436571084205025554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikâyeye gelicem son olarak, uzadıkça uzuyor yoksa. Collectorları ilk duyduğumda "e ama Geth? Reaper? Filler hikâye mi yapıyorsunuz laaan?!" demiştim ama çok güzel ters köşeye yatırdın beni yine Bioware. Collectorların genetik değişime uğramış Protheanlar olduğunu öğrendiğimde ağzımdan çıkanları duyacak kimse yoktu iyiki yanımda. Plot-twist'in kralını yaptınız o noktada resmen. Ha, ilk oyunun hikâyesi epik demiştim ya bir de, ikinci oyunun hikâyesi herhalde onun bir 5-6 katı daha epik. Milyonlarca yıl önce ölmüş bir Reaper'ın içine girdiğimiz bölüm mü dersin, Reaper-Human Larva'nın alev gibi gözlerini üzerime dikip bana baktığı (ve saldırdığı) kısmı mı dersiniz bilmiyorum da, Mass Effect 3'ü düşündükçe hala tüylerim ürperiyor. Oyunun sonunda sadece ufak birkaç saniyelik sahne bile yetti üçüncü oyunun boyutunun ne olacağını anlamama. Üzerimize hayvani bir Reaper ordusu geliyor lan, daha nolsun! İlk oyunun sonunda bunlardan sadece bir tanesini indirmek için canımız çıktı, ikinci oyunun sonunda bunların larvasını öldürene kadar mermi kalmadı... (Yalan aslında bu kısım. Cain'i çıkartıp nuke attım larva'ya, canının %75'ini götürdü o. :P E nuke diyorum ama, boru değil yani. Nuke'ten sonrası kastırdı ama.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KVysu2iaI/AAAAAAAAAHw/p2j6hK-VmIg/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-59-04-54.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KVysu2iaI/AAAAAAAAAHw/p2j6hK-VmIg/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-59-04-54.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436572398423280034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suicide Mission'a ayrıca değinme gereği duyuyorum çünkü hayatımda bir oyunda gördüğüm en heyecanlı, en muhteşem kısımlardan biriydi kesinlikle. Shepard gemide tayfayla son kez konuşurken gerçekten duygulandım, "bu tayfayı son kez birlikte görüyor olabilirim" diye. Forumda okuduğum kadarıyla oynayan çoğu kişi ağır kayıplar vermiş Suicide Mission kısmında, kayıpsız bitirebilen çok az kişi var. Oyun boyunca tüm karakterlerin loyalty questlerini yapmış, geminin ve tayfanın tüm Upgradelerini tamamlamış olsam da yine de yanlış bir kararın takım arkadaşlarımın ölümü olacağını bilmek fena bir sorumluluktu. O yüzden planlama aşamasında bayağı düşündüm. Oyun boyunca ana takımım Miranda ve Tali'den oluştuğu için onları yanıma almak istiyordum. O yüzden teknik başka eleman olarak Tali dışında ilk kimi yollayabilirdim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KY8x-ISvI/AAAAAAAAAH4/9TvXH60cCDc/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-17-00-35.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KY8x-ISvI/AAAAAAAAAH4/9TvXH60cCDc/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-17-00-35.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436575870163110642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki Legion'ı! Peki ikinci takıma kim liderlik edecekti? Kim bunun altından kalkabilirdi? Garrus, eski dostum, yüzümü kara çıkarma... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZYENcYpI/AAAAAAAAAIA/4ECtZTRtGgc/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-21-44-82.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZYENcYpI/AAAAAAAAAIA/4ECtZTRtGgc/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-21-44-82.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436576338915648146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böylece Suicide Mission'a başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZoqcHquI/AAAAAAAAAII/R63VVD3usJE/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-21-51-78.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZoqcHquI/AAAAAAAAAII/R63VVD3usJE/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-21-51-78.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436576624055659234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZ05VtWdI/AAAAAAAAAIQ/LXEjiuu8QJM/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-23-36-46.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KZ05VtWdI/AAAAAAAAAIQ/LXEjiuu8QJM/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-23-36-46.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436576834213730770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Legion görevini başarıyla yerine getirdi benim de dışarıdan yardımlarımla. Garrus da takımını hayatta tutmayı başarınca ilk kısmı herkes sağ atlattık da derin bir nefes aldım. Sonra kaçırılan tayfayı da bulduk. Kelly, Doktor Chakwas ve diğerlerini de kurtardık hemen. Onları gemiye geri götürecek birisi lazım ama bize. Zaeed, o eski kahramanlık hikâyelerinde ne kadar gerçek payı var göster bakalım bize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3Kak4iCD-I/AAAAAAAAAIY/tUEDkymK_Yo/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-34-00-32.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3Kak4iCD-I/AAAAAAAAAIY/tUEDkymK_Yo/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-34-00-32.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436577658630705122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup sağ salim gemiye ulaşıyor. Hala herkes hayatta. Üçüncü kısımda bir Biotic gerek bize Swarm'dan korunmak için. Samara'nın Biotic güçlerine dibim düşmüş biri olarak onu seçtim tabi direk. Diğer grubu da güvendiğim birine teslim etmek gerekiyordu ama. O yüzden Miranda'yı diğer gruba yolladım. Yanıma da Jack ve Tali'yi aldım. Ama bir yandan radyodan sürekli birinin ölüm haberini işiteceğim diye tırsıyorum. Samara zor dayandı ama herkesi korumayı başardı ve böylece üçüncü aşama da bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KbThADjHI/AAAAAAAAAIg/axLO-aJv-Pw/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-44-06-65.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KbThADjHI/AAAAAAAAAIg/axLO-aJv-Pw/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-44-06-65.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436578459768032370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes hayatta. Ve Reaper-Human larva... Tali, Miranda ve ben önümüzdeki şeyin korkunçluğuna rağmen dimdik ayakta durarak ona meydan okuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KbtBe4SGI/AAAAAAAAAIo/MstbWZTocr4/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+01-50-41-06.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KbtBe4SGI/AAAAAAAAAIo/MstbWZTocr4/s400/MassEffect2+2010-02-10+01-50-41-06.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436578897983981666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cain'i şarj edip hedefe doğru bir nuke yolluyorum, patlama larvayı telef ediyor zaten büyük ölçüde. Kalanını da üçümüz birleşip hallediyoruz. Ve karşımda çok zor bir karar var. Illusive Man'e güvenmeli miyim? Collector üssünü havaya uçurup onların planlarını suya düşürebilirim. Ya da... Buradaki araştırmalar gelecek Reaper istilasına karşı bize yardımcı olabilir mi gerçekten? Önce tereddüt ediyorum, "üs yok edilmeli". Ancak sonra buradaki araştırmaların bize yardım edebileceği aklıma geliyor. Umarım yanlış seçimi yapmıyorumdur... Üssü Cerberus'a bırakıyorum. Daha sonra Illusive Man'e tavrımı koyuyorum ancak, amacımızın tamamen Reaperlarla savaşmak olduğunu ve eğer üssü başka amaçlarla kullanmaya çalışırsa yakasında olacağımı hatırlatıp Joker'e bağlantıyı kestirtiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KOlaCYAiI/AAAAAAAAAHI/3UDoT6YyVwQ/s1600-h/MassEffect2+2010-02-10+02-05-56-21.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KOlaCYAiI/AAAAAAAAAHI/3UDoT6YyVwQ/s400/MassEffect2+2010-02-10+02-05-56-21.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436564473485197858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benim Mass Effect 2 hikâyem aşağı yukarı böyleydi. Teşekkürler Bioware, cidden sözünün eriymişsin, şahane bir hikâye, şahane bir sinematik deneyim sundun. Dragon Age 2'yi de 2011 başında piyasaya sürecekmişsiniz zaten, bizi boş bırakmaya niyetiniz yok gibi. Bırakmayın da zaten aman, biz memnunuz sizin oyunlarınızı oynamaktan, seviyoruz sizi. Ama nolur Mass Effect 3 için de çok bekletmeyin, 2011 ilk çeyrekte çıkartın onu da, şu hikâyenin devamını görelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-1305883416157713038?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/1305883416157713038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=1305883416157713038&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1305883416157713038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1305883416157713038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/02/sevgili-bioware.html' title='Sevgili Bioware,'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S3KQIjZ75BI/AAAAAAAAAHQ/bJWtyFXbZKQ/s72-c/illusivemansharingan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-1742516710925399062</id><published>2010-01-24T20:15:00.003+02:00</published><updated>2010-01-24T20:31:23.758+02:00</updated><title type='text'>Mass Effect 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1yR9j5vMpI/AAAAAAAAAHA/Lh-Vx2xHR5U/s1600-h/mass-effect-ce-cover.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 224px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1yR9j5vMpI/AAAAAAAAAHA/Lh-Vx2xHR5U/s400/mass-effect-ce-cover.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430375737497432722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E yeter ama, hep mi beni bulur aksilikler? Mass Effect 1 çıktığında haftalarca oyunu oynayamamıştım bilgisayarımda çıkarttığı bir sorun yüzünden. Herkes çatır çatır oynarken iç çekerek bakmıştım onlara. 2 sene geçti aradan, Mass Effect 2 çıktı, Arhan'a gidip oyunu alalım derken Emir'le muhabbete dalıp durağı kaçırdık 1 saat yürüdük onca karda bata çıka. Ama tüm işkencelerin sonunda eve gelip nescafemi koydum, arkama yaslandım, hatta MSN'e ve twitter'a yazdım "Mass Effect moduna girdim, 1 hafta falan haber alamayabilirsiniz benden" diye. Sonra noldu? "Bu program geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an ne kadar sinirlendiğimi, ne kadar hevesimin içimde patladığını cidden ifade etmem mümkün değil. Günlerdir Launch Trailerını izleye izleye (bkz. yazının sonunda bir yerlerde olması lazım) kendimi hazırlamışım, Mass Effect 1'e bile baştan başlayıp yeni karakter yapmışım tüm DLC'leri de yükleyip. Bunun sonucunda aldığım hata mesajı bu mu olacaktı bu sefer? Üstelik yine herkes çatır çatır kurup oynarken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki laptopum yardımıma yetişti. Sabah artık daha fazla dayanamayıp laptopa yükledim oyunu. Optimizasyon harikası bir şekilde çalıştı, ağzımdan salyalar akıta akıta ilk bölümünü oynadım. Ama laptopta oynamayı sevmiyorum, hem mouse'un hassasiyeti masaüstündekinden farklı olduğundan rahat edemiyorum, hem de masamda sıkış tepiş laptopu sığdırmaya çalışarak oynamak yoruyor. Sanırım 1-2 gün içinde temiz bir format daha gelecek benim bu masaüstüne... Ama olsun, eğer oyun gerçekten baştaki tempoyu koruyabiliyorsa değer format atmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun bitsin, ya yeni post yazıcam, yada bu postu güncelliyicem, unutturmayın bana. (Dragon Age'e de yapıcaktım güya aynısını unutuyorum hep.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da Launch Trailer'ı ne yapın edin izleyin. Aha da trailer hatta;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6MkTltFVQbw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;hd=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/6MkTltFVQbw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;hd=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-1742516710925399062?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/1742516710925399062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=1742516710925399062&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1742516710925399062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1742516710925399062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/01/mass-effect-2.html' title='Mass Effect 2'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1yR9j5vMpI/AAAAAAAAAHA/Lh-Vx2xHR5U/s72-c/mass-effect-ce-cover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5240213513420150610.post-1442170668894840863</id><published>2010-01-21T04:03:00.010+02:00</published><updated>2010-01-21T11:58:21.052+02:00</updated><title type='text'>(500) Days of Summer</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1e2iUq_xrI/AAAAAAAAAG4/aeXTXIc1Ipw/s1600-h/3451530618_50c83b5cca_b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1e2iUq_xrI/AAAAAAAAAG4/aeXTXIc1Ipw/s400/3451530618_50c83b5cca_b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429008576599279282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık konuşayım, öyle çok romantik aşk filmleri beni etkilemiyor artık eskisi gibi. Çoğune "meh" diyip geçiyorum, çünkü anlatmaya çalıştıkları şeyin "gerçek" olmadığını biliyorum. O filmlerde işlenen hikâyelerin sadece birer masaldan ibaret olduğunu biliyorum. Ama işte, o hikâyeler ne kadar masalsa, (500) Days of Summer tam aksine o kadar gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan'ın blogunda görüp merakımı cezbetmese muhtemelen atlayacağım bir film olacaktı (500) Days of Summer. Ancak iyi ki merakımı cezbetmiş. Zira o kadar güzel, o kadar gerçekçi, o kadar şahane bir film olmuş ki anlatmam. "Olm sen bu filmi izleyelim diye 3 hafta önce de baskı yapıyodun, niye bloguna yazmak için bekledin bu kadar?" diyenler olabilir aranızda. Açıkçası bilmiyorum, belki de filmin benim üzerimde bıraktığı etkiden emin olmak ya da o etkiyi hazmetmek için bekledim buraya yazmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, romantik aşk filmi değilse ne peki bu diye merak ediyorsunuz muhtemelen filmin olayını. Filmin afişinde yazan şekilde cevap vereceğim buna; "Bu bir aşk hikâyesi değil, sadece aşk hakkında bir hikâye". Ve hakikaten de öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel bir kız var ortada öncellikle. Summer. (Zooey Deschanel oynuyor zaten kendisini &lt;3) Summer esas oğlan Tom'un çalıştığı yerde çalışmaya başlar. Tüm gözleri de üzerine çeker tabi. Oğlan da kızdan uzaktan uzaktan hoşlanır ama "nasıl olsa pas vermez bana" diyerek kızın peşinden gitmeye uğraşmaz hiç. Ama tesadüf bu ya, olaylar sürekli yollarını bir şekilde kesiştirir. Oğlan kıza aşık olur, ancak kız oğlana aşık olmaz. Tanıdık geldi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film zevkinizin daha fazla içine etmemek için başka pek bir şey söylemek istemiyorum. Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim ki, Reality | Expectations sahnesi kesinlikle filmin en mükemmel, en gerçekçi, en acıtan yeri olmuş. Kim akıl ettiyse bu sahneyi elini sıkıp tebrik etmek istedim. O sahneyi bu kadar etkileyici, bu kadar güzel anlatmak başka şekilde mümkün olamazdı. Ama merak etmeyin film boyunca ne kadar karamsarlığa kapılırsanız kapılın, çoğu insanın görmeyi reddettiği yine çok gerçekçi bir mesajı var filmin. Son sahnede beni bile gülümsetmeyi başarıp rahatlatmayı bildi gayet, "hakikaten lan..." dedim ekranda akan Credits'i izlerken. (Filmin müzikleri de mükemmel bu arada)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloga uzun zamandır doğru düzgün bir şey yazmıyorum. Hele ki son bir şey tavsiye edeli yıllar olmuş (literally), sırf bu filmi tavsiye etmek için gecenin 4 buçuğunda bu yazıyı yazdıysam dediğime kulak verin, izleyin. Hayretle kendinizden kocaman bir parça mutlaka bulacaksınız filmde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PsD0NpFSADM&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;hd=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/PsD0NpFSADM&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;rel=0&amp;hd=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5240213513420150610-1442170668894840863?l=monthius.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monthius.blogspot.com/feeds/1442170668894840863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5240213513420150610&amp;postID=1442170668894840863&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1442170668894840863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5240213513420150610/posts/default/1442170668894840863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monthius.blogspot.com/2010/01/500-days-of-summer.html' title='(500) Days of Summer'/><author><name>Monthius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05339957257089484463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/SQGPzUsgKSI/AAAAAAAAAC8/XwXOTGhv14c/S220/173_47221c211bc35.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X5vNUVebm-w/S1e2iUq_xrI/AAAAAAAAAG4/aeXTXIc1Ipw/s72-c/3451530618_50c83b5cca_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
