Not alone... Not anymore...

Dün, yine nefret ettiğim otobüs yolculuklarından birini yaparken düşündüm bol bol... Blog'umun adı, "The Lone Drow"... Bu isim beni ne kadar yansıtıyor?

Blog'u açtığım sırada oldukça iyi yansıttığını düşünüyordum. Çünkü yalnızdım. Tek başımaydım. Yanımda olmasını beklediğim, umduğum kişi yanımda değildi ve beni yalnız bırakıp öylece gitmişti... Evet, Yalnız Drow blog'umun adı için mükemmel bir seçimdi...

Ama sonra dün düşünürken farkettim. Artık yalnız değildim ki? Ailem vardı bir kere yanımda olan... Nolursa olsun güvenebilirdim onlara sonuçta. Beni yalnız bırakmazlardı...

Sonra dostlarım geldiler. Daha önce çok dost kazığı yediğim için birine gerçekten "dost" diyebilecek kadar güvenmem zor. Ancak şu anda dost dediklerim güvenimi fazlasıyla hakedip o sıfatı haklarıyla kazandılar benim için.

Ben üzüldüğümde yanımdaydılar, sevincimi paylaştılar, umutsuz olduğumda umut verdiler... Hem zor ve kötü, hem güzel anlarımda hepsini benimle tereddüt etmeden paylaştılar. Bazen işlerini güçlerini bırakıp benim yanımda oldular... O zaman benim kendimi yalnız olarak görmem onlara hakaret değil midir?

Hayır, yalnız değilim... Belki eskiden öyleydim, ama artık değilim... Artık hep yanımda olacak dostlarım var. Ve onlara güvenebileceğimi biliyorum.

O yüzden, bu Drow artık yalnız değil. Dostların yanına "Göç" etme vakti geldi de geçiyor bile...

Blog'umun yeni adını sizlere atfediyorum dostlarım... İyiki varsınız...

Drizzt'in, Sojourn'un sonunda söylediği gibi, sanırım yerimi buldum artık...

"Welcome home..."
Posted on 5/26/2008 08:05:00 AM by Monthius and filed under | 10 Comments »

22

Simetrik bir sayı 22... (Monthius: Death the Kid etkisi sezdim sende?) Peki benim için ne anlamı var?

Diğer günlerden bir farkı var mı? Sanmıyorum... Ama yine de arada bir şöyle bir düşünüp "oha 22 oldum lan ben, yaşlanıyorum" dediğim olmuyor değil. Ha, ruhum 22 yaşına göre çok daha yaşlı hissediyor, orası ayrı.

Evet, 22 yaşında olacağım tam olarak 30 dakika sonra. Ama çok birşey ifade etmiyor bana sanırım yine de. Yarın gerçekten çok farklı ve özel bir gün mü olacak? Sanmıyorum... Emre'yle dün gece sabaha kadar Shakugan no Shana izlediğimiz için yorgun bir şekilde uyanacağım muhtemelen. Sonrasını bilmiyorum işte, yapacak ve oyalanacak birşeyler bulurum herhalde kendime... Hem kendime hediye de aldım. 8 GB'lık PSP memory stick. 12 GB'lık oyun arşivi taşıyabilirim artık yanımda. Ama yine de içimde bir burukluk var sanki yahu...

22... Herşeye rağmen hoşgeldin... Umarım 21'den daha iyi anlaşırız seninle... Zira kendisiyle pek iyi geçinememiştik...
Posted on 5/18/2008 11:27:00 PM by Monthius and filed under | 7 Comments »

Hollow Monthius strikes back!

Evet, farkındayım, çok uzun zamandır doğru düzgün birşey yazmadım buralara. (Monthius: Kimse de takmıyor zaten, baksana chatbox'ta bile kimse takmamış kimse yazdıklarımı. =p) Naptım ne'ettim peki bu kadar zaman, nerelerdeydim?

En son vize derdindeydim doğru düzgün birşeyler yazdığımda. (Monthius: Lone Drow'la ilgili yazıyı sayma tabi. Helecan dalgasıyla yazılmış kıytırık bir yazıydı o. =p Kitap süper olacak, orası ayrı tabi =)) Vizelerden kurtulalı bayağı oldu neyseki. Hepsi de güzel geçti hem oh oh, önümüzdeki maçlara bakıyoruz artık.

Yazının bundan sonrası tamamen kopuk, bölük pörçük, daldan dala atlayarak gelişecek, uyarmadı demeyin. (Monthius: Hee, tabi, bundan öncesi düzgündü sanki de. =P)

3 hafta önce falan Ekran Kartı aldım kendime. Daha doğrusu babam aldı İstanbul'a geldiğinde. Eskiden olsa oturduğum yerlerimi yırtsam aldıramayacağım ekran kartını bu kadar kolayca ve şevkle almasını garipsesem de çok sevindim tabi. =P Derslerimin iyi gitmesiyle alakalı olabilir diye düşünüyorum. =) PALIT 9600 GT'min yanında bir de 1GB DDR2 ram çaktım tabi, makina uçtu resmen. Assassin's Creed, Crysis falan full detaylarda misler gibi çalışıyor. =) Mutlu oldum vallahi, ne zamandır aklımdaydı zaten almak. Babam "ben alırım, sen paranı harcama" diyince ekran kartı almak için biriktirdiğim para da bana kaldı zaten...

Sonra naptım peki ben o parayı? Gittim ekran kartını aldıktan 1 hafta sonra Slim PSP aldım kendime. =P 2 ay içinde iPod, Ekran kartı-Ram, PSP üçlüsü almış bulunduğumu farkedip "oha napıyorum lan ben?" dedim kendime. Ama fena mıydı yani, kendi kendimi mutlu ediyordum böyle, şımartıyordum kendimi. Hem para biriktirmek süper birşeymiş, onu farkettim. Böyle kendimi kısıtlayıp atıyorum bütün paraları bir köşeye, birikiyorlar sonra ne istersem alıyorum falan. Sıradaki hedefim odama yeni bir TV ve PS2 almak. =p PS2'de oynayamadığım, oynamak istediğim çok oyun var, onları da bir elden geçireyim diyorum. =p (Monthius: Öhm, doğum günüm 19 Mayıs, saygılar hepinize... =p)

Neyse, PSP diyorduk değil mi? Daha önceden DS mi PSP mi diye çok düşünmüştüm ama bir karara varamamıştım. Ancak şimdi seçimimden gayet memnunum. DS hala aklımı çelmiyor değil, ancak babamın kardeşime sözü var nasıl olsa. Kardeşim karnesini güzel getirirse ona DS alacak. Eh, benim otlanmamam gibi bir durum söz konusu değil tabi. =P Böylece bir taşla iki kuşa birden headshot çekmiş oluyorum tabi. =) (Monthius: O değil de, senin smiley şeklin değişmiş bak? Şimdi farkettim.)

O değil de God of War oynayamamıştım hiç, hep içimde kalmıştı, Chains of Olympus'a daldım tabiki direk, oynadım bitirdim "of süpermiş, übermiş" derken Youtube'dan GoW 1 ve 2'nin ara videolarını falan izledim, "bu ne lan?" dedim CoO'a. PSP için çok sağlam bir oyun olmuş olmasına da, GoW 1 ve 2 nasıl bir muhteşemse artık, onların yanında zayıf kalmış. Ama olsun, oynarken çok eğlenmiştim genede. Bleach Heat the Soul 4'e sardırdım sonra tabi bir Bleach manyağı olarak. Tüm karakterleri kasıp açtım. Güzel oyun aslında ama Japonca olduğundan daha tüm saldırıları çözemedim, kısıtlı saldırılarla savaşmak da baydı biraz bir süre sonra. Ama Bleach Heat the Soul 5 çıkıyor bu ay, ondan umutluyum bayağı. Daha da güzel olacak gibi. =p Naruto Ultimate Ninja Heroes yükledim sonra. Savaş alanının çok serbest olması güzel geldi. Ama vuruş tuşunun sadece tek bir tuş olması kötü olmuş biraz. Daha çeşitli olması daha iyi olabilirmiş. Ama yine de güzel oyun. Ougi'ler falan güzel olmuş. Naruto Nine-Tails chakrasını açıp Rasengan atıyor, Sasuke Chidori yapıp Cursed Seal açıyor, Itachi Mangekyu Sharingan yapıyor falan... Güzel şeyler bunlar. =p Hah, bir de Patapon var tabi. O nasıl birşeydir yahu. Evin içinde "Patapatapatapon!" falan diye dolaşmama sebebiyet veriyordu. Eğlenceli çok, PSP'niz varsa oynayın mutlaka. Patapon'ların sesleri de çok şirin zaten. =p Ve son olarak dün Disgaea'yı yükledim ve bugün biraz göz atma şansım oldu. Daha sadece training'i bitirdim, ama oyunun detay seviyesi şimdiden "öeh" dedirtti. Çok kapsamlı bir RPG olduğunu tahmin ediyorum. Zira sadece karakterlere değil, elimizdeki eşyaların dimension'a geçip onlara level atlama olayı falan vardı tutorial'da okuduklarım arasında. Ayrıca sesleri Japonca yapıp, altyazıların İngilizce olması seçeneği süper bir olay. Keşke tüm oyunlara (Monthius: Naruto, Bleach oyunlarına yapanlar, lafımız size!) ekleseler bu seçeneği...

Öhm, bu kadar PSP muhabbeti yeter. Son olarak bir de forum oyununa giriştim. Melody ve Dexter'la 3'lü konuşma yaparken Dexter'a "Linç: Dexter!" demem üzerine birden beynimde çakan bir kıvılcımın ürünü kendisi. Bir arka pencerede okumakta olduğum Death Note mangaya, bir "Linç: Dexter!" yazısına bakıp "Death Note Kurtadam lan!!" nidası attım. Sonrasında Dexter'la müthiş bir beyin fırtınası yaparak güzel bir oyun çıkarttık ortaya. En azından ben güzel olduğunu düşünüyorum yani. =) Hala görmediyseniz adresi; http://www.oyungezer.com.tr/component/option,com_smf/Itemid,26/topic,4521.0/

Yaa, öyle işte. Bu kadar zamandır birşey yazmadım buraya ama nedeni vardı gördüğünüz gibi. =p Yine de bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım, ihmal etmemek lazım buraları... =)

Dip Not: Onaga yada Frost, her neysen, sana iki çift sözüm var. O blogu kapattığın için hayati tehlike içerisindesin. Çıkışa gel, yaktım seni...
Posted on 5/01/2008 01:49:00 PM by Monthius and filed under | 7 Comments »