Not Enough...

I don’t want to be saved, I wanna go down with you
Together we will find a way to come back

Come back, Come back

I don’t want to be saved, I wanna go down with you
Together we will find a way to come back

I thought it was too late
I thought you disappeared
It’s been a while since I believed in you

I used to have the strength
I used to just walk away
But now that I see you
It’s not enough, it’s not enough

I don’t want to be saved, I wanna go down with you
Together we will find a way to come back

I’m falling once again
I’m following the way
Nothing changed since I believed in you

I knew that it would come
I thought that I’d be afraid
But now that I have you
It’s not enough, it’s not enough

I don’t want to be saved, I wanna go down with you
Together we will find a way to come back

Forgotten fears
I’d throw away all the caution out unto the wind
My soul is thirsty, and I’m still dreaming of you
Get out of my mind

Come back (Get out of my mind)
Come back (Get out of my mind)

I don’t want to be saved, I wanna go down with you
Together we will find a way to come back

I don’t want to be saved, I wanna give into you
Together we will find a way to come back
Posted on 7/02/2009 10:36:00 PM by Monthius and filed under | 2 Comments »

Ouroboros Fansub Sunar;




Bu duyuruyu bloguma yazmayı uzun süredir istiyordum, ancak hazır olmadan aceleye getirmek istememiştim. Ama madem ki artık bazı şeyler daha bir rayına oturmuş durumda, artık yazmamda sakınca yok sanırım. :)

FMA sevgimi blogumu takip eden ya da beni az çok tanıyan herkes biliyordur sanırım. :P FMA'nın hayatımdaki yeri artık o kadar büyüdü ki, Eren'i de gazlayarak "neden çevirisini yapmıyoruz?" gazıma kurban ederek FMA: Brotherhood'un Türkçe çevirisine girişmemize neden oldu. Ama bunu zaten duymuş olabilirsiniz, zira duyurusunu Oyungezer forumlarında yapmıştım.

Burada duyurusunu yapacağım şey biraz daha işin detaylarıyla ilgili. Öncelikle dünkü buluşmamız sonucunda karara vardığımız üzere BluRay sürümlerinin çıkmasını bekleyeceğiz seriyi yayınlamak için. Ancak ilk diskin 26 Ağustos'ta çıkacağını düşününce o zamana kadar elimiz boş durmasın istediğimiz için FMA ile ilgili birşey daha yapmaya karar verdik. Ne olduğunu burada söylemeyeceğim, bunun yerine sizi Ouroboros Fansub bloguna yönlendireceğim kendiniz görmeniz için. :) (Böylece grubun blogunu da resmi olarak açmış bulunduk.)

Gözünüz ilerleyen zamanlarda da bu sitenin üzerinde olsun, zira amacımız sadece Fansub yapmaktan fazlası. Eren ile birlikte bu konuda gerçekten hoş ve beğenileceğini umduğumuz eşsiz fikirler var, zamanla onları da hayata geçirmeyi umuyoruz. :)
Posted on 7/01/2009 02:12:00 AM by Monthius and filed under | 2 Comments »

Finally... We are free...



Oyh, yaklaşık 1 ay önce izlemeye başlamış olsam da işlerden fırsat buldukça bir solukta izledim Prison Break'i. Ama ne izlemek, herkes 3. ve 4. sezonlara "saçmaladılar artık yahu" deseler de ben tabi elimdeki birikmiş bölümleri arka arkaya izlediğimden o kadar da sıkılmadan(tamam itiraf ediyorum, 3. sezonda biraz sıkıldım aslında), ara vermeden izledim resmen. Ama o hızla izlerken o sona beni hiçbir şey hazırlayamamıştı, son bölüm ve hemen arkasından filmi "Final Break" bana öyle bir çarptı ki neye uğradığımı şaşırdım. O nasıl bir finaldir, böyle final yapılır mı yazıktır, günahtır diye isyan ederken bir yandan da Sara Tancredi'ye hayranlıkla taptım tabi. O nasıl bir güzellik, o nasıl bir zekâ, o nasıl bir "hayallerimin kadını"dır öyle. Öhm neyse, Prison Break diyorduk. Her ne kadar yaklaşık 1 ayda 4 sezon + filmini tüketmiş olsam da çok feci bağ kurmuşum karakterlerle gerçekten. Filmin sonunda Michael "Finally, we are free..." dediğinde gözüme toz kaçmadı desem yalan olur.

Prison Break bir yana, bloga çok uzun zamandır doğru düzgün birşeyler yazmadığımın farkındayım bu arada. Bunun başlıca nedeni son 1-2 aydır neredeyse yazı yazmaktan tiksinecek kadar çok işimin olması tabi. Neyse ki bitti artık (sanırım yani). Normal düzenime geri dönebileceğimi umuyorum bundan sonra. O yüzden daha sık bir şeyler yazasım gelebilir, yeni yazılar karalayabilirim buraya (sanırım)... Ha, bu arada Sara Tancredi'den bahsetmiş miydim? Tüh, bahsettim dimi? Şimdilik benden bu kadar o zaman, yakında yine görüşmek üzere diyorum. :P
Posted on 6/09/2009 05:15:00 PM by Monthius and filed under | 5 Comments »

Betrayal

Those most powerful in Menzoberranzan spend their days watching over their shoulders, defending against the daggers that would find their backs. Their deaths usually come from the front.

Yukarıdaki Drizzt'in yine çok sevdiğim sözlerinden birisi. Aynı zamanda hayatın en acımasız gerçeklerinden de biri. Aslında yakın olduğum kişiler tarafından bir şekilde ihanete uğramaya ya da sırtımdan(pardon, göğsümden) bıçaklanmaya alışkın sayılırım. Bu yüzden yanında gardımı indirdiğim ve kendimi savunmasız bıraktığım insan sayısı bir elin parmaklarını bile geçmez. Ya da geçmezdi...

İnsanın en yakın dostuna bile güvenememesi gerçekten çok kötü bir şey. Yaşamayan için tahmin bile edilemeyecek kadar kötü hemde. Aranızda onca yaşanan şeye rağmen, her seferinde lafını bile etmeden affettiğiniz dostunuzun size yalan söylemesi ise rezalet ötesi bir duygu. Yaşanan o hayalkırıklığı hissini tarif etmem mümkün değil. Hayır, bu sefer affedilecek bir şey yok ortada. Çünkü en güvendiğim kişiye karşı bile "acaba bu seferki de yalan mı, yoksa doğru mu söylüyor?" diye şüpheyle yaklaşmak istemiyorum. Aynı Drizzt'in sözündeki gibi; sırtımı kollarken hançeri tam göğsüme yedim. Üstelik uğrunda gözümü kırpmadan seve seve neler yaptığım bir kişi tarafından. Bu artık son damlaydı. Bundan sonra herhangi birinin söylediği herhangi bir şeyden şüphe edecek olursam beni değil, beni bu hale getirenleri suçlayın... Ben onlara tüm güvenimi emanet ederek güvenmişken güvenimi boşa çıkarttıkları ve beni hayalkırıklığına uğrattıkları için onları suçlayın...
Posted on 6/02/2009 04:32:00 AM by Monthius and filed under | 5 Comments »

Bir Bu Eksikti...

Onca işin gücün arasında bir hasta olmam eksikti, o da oldu, tam oldu. Bütün bir geceyi yatakta döndürüp durarak ve zerre uyutmadan tamamlamamı sağlayan hastalığıma teşekkürü ve küfürü bir borç biliyorum.

Son birkaç günü mutlu geçirdim ya tabi, ardından mutlaka birşey gelmesi gerekiyordu, o da hastalık formunda çıkageldi ve sağolsun amacına ulaşarak beni darmadağın etmeyi başardı. (Bütün kış birşey olmadı da tutup nisan ayında nasıl buldu bu hastalık beni, onu anlamadım ben zaten)

Neyse, yapacak birşey yok... İlaçlarımı aldım, sabahın 09:40'ı itibariyle işimin başına koyuluyorum hasta hasta. Zaten zor olan işim hastayken daha çekilmez hale gelse de elden gelen birşey yok, mecburen yapacağız artık...
Posted on 4/09/2009 08:49:00 AM by Monthius and filed under | 5 Comments »

...Ve Sonunda!



FullMetal Alchemist'in yeri hep çok farklı olmuştur benim için, bunu daha önce de söylemiştim. Doğru düzgün anime izlemeye başladığım seri olmasını bir kenara bıraktım, bana yaşattıklarıyla, mükemmel hikayesiyle ve bendeki izi gerçekten fazlasıyla derindir.

Geldi, geliyor, gelecek derken FullMetal Alchemist: Brotherhood yani FMA 2 sonunda bilgisayarlarımızdaki yerini buldu. (2 ayrı RAW ve 1 adet sub'lı versiyon olarak... Şimdilik :P) Beklentilerimi çok yükselttiğim için hayalkırıklığına uğrayacağımı savunanlara(naber ece?) tek bir cevabım olacak bu noktada; O kadar beklenti bile beni buna hazırlayamamıştı. :)

FullMetal Alchemist: Brotherhood gerçekten "olmuş". Tavan yapmış beklentilerimi fazlasıyla karşılamayı başarmış durumda daha ilk bölümünden. (Üstelik bu bölüm fillerdı!) Teşekkürler BONES, teşekkürler Hiromu Arakawa ve hayatımın animesinde başka emeği geçen kim varsa. Beni hayalkırıklığına uğratmadığınız için binlerce kere teşekkürler. :)

Eren'e az önce söylediğim gibi, eğer FMA2 bir kız olsaydı, sanırım hayatımın aşkı olurdu. (Bu noktada otakulaştığımı kabul ediyorum :P) İzler izlemez beni kendine aşık eden, gelmiş geçmiş en güzel opening olduğunu rahatlıkla savunabileceğim opening'in linkini vererek bitiriyorum yazımı burada. Zira izlemeye doyamadım FMA2'yi. :)

Posted on 4/05/2009 08:47:00 PM by Monthius and filed under | 6 Comments »

Legend of Drizzt

Bugün internette rastgele gezinirken bir video buldum. Önce yine saçma sapan, fake birşey çıkacağını beklerken... Aslında hiç beklemediğim birşey bulduğumu farkettim.

Zamanında DragonLance için Türk'lerin yaptığı Trailer Project'i hatırlayanınız vardır mutlaka. (Hatırlamayanlar için o da burada.) Sınırlı bir bütçeyle, el yapımı chain mail'larla ve herşeyden çok projeye gönül verenlerin azmiyle zamanında adından bayağı söz ettirmişlerdi. Çok başarılı değildi belki, ama azimlerini takdir etmiştik yine de.

Ve ben sürekli "Ah, birileri Drizzt için de çekse keşke şuna benzer birşey" diyip durmuştum. Ama ortada bir gerçek vardı ki; Drizzt için benzer bir film (yada trailer) çekmek çok daha zordu. Drizzt'le ilgili tatmin edici bir video, animasyon yada oyun bulmak imkansızdı. Daha sonra ortaya Way to the Mithril Halls isimli Drizzt animasyonu çıkmış, ayıla bayıla izleyip, "offf süper ya!" nidaları atmıştık. Yine ondan bir süre sonra Demon Stone isimli, hikayesini R.A. Salvatore'un yazmış olduğu bir aksiyon oyununda bir bölümde Drizzt olarak oynama şansı elde etmiştik. ("In Bruenor's name, you will not cross this door!")

Ama bir live action filmi hep eksikti. O yüzden benim gibi bir Drizzt hayranının bir anda karşısında bir live action trailerı bulması ne kadar şaşırtıcı oldu, siz düşünün. Mükemmel olduğunu söyleyemem, Drizzt'in makyajı bazen(peki tamam, çoğunlukla :P) garip gelse de, sonuçta yine yıllar önce DragonLance Trailer Project'te olduğu gibi kısıtlı bir bütçeyle mümkün olan en iyi fan filmi yapmayı başarmış birileri. (Guenhwyvar çok başarılı olmuş özellikle. Dövüş koreografisi de Drizzt ruhunu yansıtmış kesinlikle. Özellikle en sondaki kılıçların sürekli çınlayan sesi ve dövüşün hızı aynen kitaptakiler gibi olmuş, takdir ettim.)

Umarım devamı gelir, umarım daha çok Drizzt filmi çekerler, kanlı canlı Drizzt görürüz ekranlarımızda diyorum. Ben fazlasıyla tatmin oldum şu 5 dakikalık trailer'dan çünkü. :)



PS: Videoda Drizzt'in palaları için Todd Lockwood'un çizimleri baz alınarak yapılmış özel Icingdeath ve Twinkle replikaları kullanılmış. Çok güzeller gerçekten. ;_; Doğum günüm 19 mayıs bu arada, belirtmeden geçemedim...
Posted on 2/27/2009 01:22:00 PM by Monthius and filed under | 4 Comments »