2009



2008'in son gününde, garip duygularla uyandım. Hala yarı uyur haldeyken bilgisayarımın hoparlörlerinden yükselen Continued Story, o uyku halinin içinde düşüncelere sürükledi beni...

2008 çok inişli çıkışlı bir yıl oldu benim için. Hayatımdaki en berbat şeylerle de, en güzel şeylerle de yine aynı yıl içinde karşılaşmış oldum. Kötü şeylerden ayrıca bahsetmeyeceğim, zira bu yazıya dönüp baktığımda onları çoktan arkamda bırakmış olduğumu görmek istiyorum. O yüzden yalnızca iyi şeylere değineceğim tekrardan.

Tahmin bile edemeyeceğim kadar güzel gelişmeler oldu aslında bu yıl. Öncelikle çok harika insanlarla tanıştım bu yıl. Gerçekten dostum, "nakama"m diyebileceğim kişilerle. En zor zamanlarımda yanımda olan, bana yardımcı olan, akıl veren, konuşurken vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım ve sabahın ilk ışıkları gözüktüğünde "aa sabah olmuş bile" dedirten bu kişilerin her birine ayrı ayrı o kadar çok teşekkür borçluyum ki... Umarım 2009'da da bu dostlarımı yanımda görme şansını yakalayıp, 2010 yılına girerken onlar hakkında söyleyebilecek çok daha fazla şey bulurum.

Benim için 2008 yılında olan bir diğer gelişme, yıllardır One Piece'in peşinden koşan Luffy gibi peşinden koştuğum Oyungezer'e girme hayalini tamamen kendi çabalarımla gerçekleştirmek oldu. Yıllar önce daha kendime ait bir bilgisayarım bile yokken alıp yazılarını hayranlıkla okuduğum insanlarla birlikte çalışmak gerçekten benim için büyük anlama sahip. 8 yıl önce TrGamer'a yazar olarak girdiğimde, bir gün onlarla aynı ortamda çalışma hayalini kuruyordum. TrGamer'a yazar olduğumda hedefim, amacım buydu. 2008, 8 yıllık bir hayalin de gerçekleştiği yıl oldu bu yüzden...

2008'de olanlar sadece bu kadar değil tabi. Kendimi şımarttığım yıldı aynı zamanda 2008. PSP, External HDD, ekran kartı falan derken ciddi anlamda kendime para ayırıp birşeyler almayalı uzun zaman geçmiş olduğunu farkettim. 2009'da devam edeceğim böyle yapmaya ama, güzel oluyor. :P

Continued Story demiştim değil mi yazının başında? Evet, hikaye 2009'da devam edecek, önümdeki o koca yılın neler getireceğini şu anda bilmesem de. Ama garip bir şekilde umutluyum yeni yıldan... Güzel şeyler getireceğine inanıyorum. Elbette getireceği kötü şeyler de olacak muhtemelen, ama sanırım çoğu şeyle başa çıkabilecek kadar sağlam basıyorum artık yere. :)

Herkese mutlu, sağlıklı ve güzel bir 2009 diliyorum. Umarım 2009, sizin de kendi hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz, geriye dönüp baktığınızda mutlulukla, gururla hatırlayacağınız bir yıl olur. ^_^
Posted on 12/31/2008 11:48:00 AM by Monthius and filed under | 10 Comments »

Saskin Druid'in Balladi (oeh?)



Çok şaşkınım çok... 80 olduktan sonra kendimi Heroic instance'lara vereyim dedim (yok canım, nolife oynadığımı kim söylemiş? Sadece bugün 6 tane epic aldığım, günde 10 saatin üzerinde oynadığım söylentileri katiyen yalandır. İnanmayınız.) ama onda da şaşkınlığıma kurban gidiyordum az daha...

Peki olay nedir? Şudur; guild'imin yoğun ısrarları ve "tank olarak sana ihtiyacımız var, gear kas Naxx var akşama" içerikli mesajlarına dayanamayıp günümü kâh Heroic Utgarde Keep'te, kâh Heroic Gundrak'ta geçiriyordum. (Yuh, sanki koca guild'de tek tank ben kalmışım gibi anlattım asdasd) Birlikte girdiğim random grupla birlikte Heroic Gundrak'ı bitiriş zamanımız ise Naxxramass raid'inin invitelarının başlama saatiyle çakışıyordu. Haliyle Naxx invitelarına yetişebilmek için Guldrak'ta milleti "hadi şunu da çekelim, bunu da, hop!" modunda alelacele ilerletip bir de utanmadan Priest'ımızın "heallamak için manaya ihtiyacım var biliyorsun değil mi?" sorusuna "merak etme, innervate atarım ben sana dolar manan iki saniyede" gibi yüzsüzce cevaplar vererek işi pişkinliğe vurdum iyice. (Acelem vardı napiyim :P) Her neyse, son boss'u kestik, tam da istediğim tanking trinket'ı ve üstüne bir de güzel epic melee dps yüzüğü düştü. İkisine de "NEED!!!" diyerek atladım ve şansa bakın ki ikisini de kazandım. İşin komik yanı ise bu noktada gerçekleşti; trinket otomatik olarak roll'u kazandığımda çantama geldi, ancak epic yüzük gelmedi. Ben de "Naxx raid'ine yetişmem lazım, parti için sağolun, görüşürüüüüz!!" modunda kendimi Dalaran'a atınca... Evet, yüzük boss'un üzerinde kalmıştı. Bunu çantalarımı boşaltırken "ya yüzüğü hangi çantaya aldım ben? Bi' dakka ya, aldım dimi ben yüzüğü?" diyerekten chatlog'da yüzüğü almadığımı görünce farketmiş bulundum. Neyseki Priest Class liderimiz Any "git koş al hadi, bekliyoruz bak, çabukçabukçabuk!" diye gaz verdi de Dalaran'dan Gundrak'a nasıl bir hızla döndüm, anlatsam şaşarsınız. (Şaşmazsınız aslında, direk flight masterdan uçtum ama böyle anlatınca daha dramatik oluyor) Neyseki yüzük olduğu gibi boss'un üzerinde duruyordu ben vardığımda, lootlayıp direk Dragonblight'tan Naxxramass'a geçtim.

Ve böylece şaşkın ötesi bir Druid'in dalgın olduğu zamanlarda ne kadar tehlikeli (!?) olabileceğine dair bir ders çıkartmış bulunuyoruz. Niye kastım yazdım bunu buraya bilmiyorum. Sanırım uzun zamandır karamsar şeyler yazdığımdan biraz da değişiklik olsun istedim.

Siz siz olun, need'lediğiniz itemı kazandığınızda lootlayıp lootlamadığınıza dikkat edin, çok pişman olursunuz sonra. Valla bak...
Posted on 12/23/2008 03:31:00 AM by Monthius and filed under | 2 Comments »

Ding!



Hayatımın belli dönemlerinde, benim "kendime gelme" olarak tanımladığım bazı anlar oluyor. Bugün sanırım yine onlardan birini yaşadım... Yine kendimle ilgili bazı şeylerin farkına varıp buna bağlı bazı kararlar aldım. Aldığım kararların bana katkısı ne olacak, yada olacak mı, bunu şu anda bilmiyorum ama olacağını ummaktan başka çarem yok sanırım şu anda.

Dün Level 80'e ulaşan sadece "Monthius" değil, aynı zamanda Can'dı aslında bir nevi. Bir seviye daha... Bu bir seviye dahanın daha büyük zorluklar, daha güçlü düşmanlar demek olduğunu şimdilik görmezden gelmeyi seçiyorum. Benim onları aramama gerek yok, onlar beni buluyor nasıl olsa...

İşin beni biraz ürküten yanı, bu tarz kararları her alışımın ardından gittikçe daha soğuk ve katı, hissiz bir hale geldiğimi farkediyor olmam. Sonunda hiçbirşeyden etkilenmeyen, ruhsuz biri olmaktan korkmuyor değilim, ama en azından şimdilik bu değişim benim lehime diyebilirim. En azından bu şekilde ilerleyebiliyorum. Ancak uzun vadede bu değişim bana neye malolacak, bilmiyorum. Şu an için pek önemsemiyorum da... Şu an tek ihtiyacım olan aldığım kararları uygulayabilmek.
Posted on 12/19/2008 09:33:00 PM by Monthius and filed under | 5 Comments »

Silent Blade

"But love, honest love, requires empathy. It is a sharing - of joy, of laughter, of tears. Honest love makes one's soul a reflection of the partner's moods.

Loss of empathy might well be the most enduring and deepest-cutting scar of all, the silent blade of an unseen enemy, tearing at our hearts and stealing more than our strength. Stealing our will, for what are we without empathy? What manner of joy might we find in our lives if we cannot understand the joys and pains of those around us, if we cannot share in the greater community?"
-Drizzt Do'Urden

Drizzt... Bir kez daha düşüncelerime tercüman olurken...
Posted on 12/10/2008 02:54:00 PM by Monthius and filed under | 3 Comments »